Güneşin ormanın içine sıcak ışıklar yaydığı güzel bir yaz sabahıydı. Çimenler yemyeşil, çiçekler rengarenkti. Kuşlar neşeyle şarkı söylüyordu. Büyük bir ağacın dalında ise küçük bir ağustos böceği oturmuş, sazını çalıyor ve keyifle türkü söylüyordu.
Bu ağustos böceğinin adı herkes tarafından Ağustos Böceği olarak biliniyordu.
Ağustos Böceği müziği çok severdi. Günün büyük bölümünü şarkı söyleyerek geçirirdi.
— “Hayat ne kadar güzel” dedi kendi kendine.
— “Bu havada çalışmak yerine şarkı söylemek en iyisi.”
Tam o sırada yerde küçük bir karınca yürüyordu. Sırtında buğday taneleri vardı. Bu karıncanın adı da Karıncaydı.
Karınca hızlı hızlı ilerliyordu.
— “Günaydın Karınca,” diye seslendi Ağustos Böceği.
— “Nereye böyle aceleyle gidiyorsun?”
— “Yuvama yiyecek taşıyorum,” dedi Karınca.
— “Kış için hazırlık yapıyorum.”
Ağustos Böceği güldü.
— “Ama daha yaz bitmedi. Kışa çok var.”
— “Gel biraz dinlen, müzik dinle.”
Karınca başını salladı.
— “Şimdi olmaz. Hazırlık bugünden başlar.”
Ve yoluna devam etti.
Yaz boyunca Ağustos Böceği saz çaldı, şarkı söyledi, arkadaşlarıyla oynadı. Hiç çalışmadı. Kışın geleceğini düşünmedi.
Karınca ise her gün çalıştı. Tohum topladı, yaprak taşıdı, yuvasını sağlamlaştırdı. Yorulsa da vazgeçmedi.
Bazen Ağustos Böceği onu izlerdi.
— “Bu kadar çalışmak çok zor olmalı,” diye düşünürdü.
— “Benim hayatım daha eğlenceli.”
Ama yine de çalışmaya başlamazdı.
Sonbahar geldi. Yapraklar sarardı. Rüzgâr serinledi.
Bir sabah Ağustos Böceği uyandığında titredi.
— “Bugün hava neden bu kadar soğuk?” dedi.
Şarkı söylemek istedi ama sesi titriyordu. Karnı da çok açtı. Etrafına baktı, yiyecek bulamadı.
Günler geçtikçe kar yağmaya başladı. Kış bastırdı.
Ağustos Böceği üzgündü.
— “Keşke biraz çalışsaydım,” dedi kendi kendine.
— “Şimdi çok zor durumdayım.”
O anda Karınca aklına geldi.
— “Belki bana yardım eder.”
Titreyerek Karınca’nın yuvasına gitti. Kapıyı usulca çaldı.
— “Karınca… ben Ağustos Böceği.”
Kapı açıldı. İçerisi sıcaktı. Raflar yiyeceklerle doluydu.

Karınca şaşırdı.
— “Ne oldu sana?” dedi.
— “Çok üşümüşsün.”
Ağustos Böceği başını eğdi.
— “Üşüyorum ve çok açım” dedi.
— “Bana biraz yiyecek verir misin?”
Karınca düşündü.
— “Bütün yaz ne yaptın?” diye sordu.
Ağustos Böceği utangaçça cevap verdi.
— “Şarkı söyledim… eğlendim… çalışmadım.”
Karınca kaşlarını çattı.
— “Hiç hazırlık yapmadın mı?”
— “Hayır,” dedi Ağustos Böceği üzgünce.
Karınca bir süre sessiz kaldı. Sonra yumuşak bir sesle konuştu.
— “Eğlenmek güzel” dedi.
— “Ama sadece eğlenmek yetmez.”
Ağustos Böceği gözleri dolarak konuştu.
— “Hata yaptım. Pişmanım. Bir daha yapmayacağım.”
Karınca gülümsedi.
— “Herkes hata yapar” dedi.
— “Önemli olan ders almaktır.”
Kapıyı açtı.
— “Gel içeri. Sana yardım edeceğim.”
Ağustos Böceği çok sevindi.
— “Gerçekten mi?”
— “Evet. Ama baharda sen de çalışacaksın.”
— “Söz veriyorum,” dedi Ağustos Böceği.
Kış boyunca birlikte yaşadılar. Ağustos Böceği artık tembel değildi. Karınca’ya yardım ediyor, yuva düzenliyordu.
Akşamları sazını çalıyor, ikisine de neşe veriyordu.
— “Çalıştıktan sonra müzik daha güzelmiş” dedi bir gün.
Karınca güldü.
— “Çünkü emek verdin.”
Bahar geldiğinde orman yeniden canlandı. Çiçekler açtı, kuşlar geri döndü.
Ağustos Böceği artık değişmişti.
Hem çalışıyor hem şarkı söylüyordu.
Bir gün küçük böceklere seslendi:
— “Sadece eğlenmek yetmez” dedi.
— “Ama hiç eğlenmemek de doğru değil.”
— “Çalışırsan huzurlu olursun.”
Karınca yanına geldi.
— “İşte gerçek ders budur” dedi.
Ağustos Böceği gülümsedi.
— “Bu dersi hiç unutmayacağım.”
Masalın Mesajı: Hayatta eğlenmek güzeldir, ama geleceği düşünmek daha güzeldir. Çalışkan ve sorumluluk sahibi olan çocuklar her zaman kazanır.
Ağustos böceği karınca masalı, çocuklara hem eğlenmeyi hem de sorumluluk almayı öğreten en güzel hikayelerden biridir. Bu modern ağustos böceği karınca hikayesi ise meraklı bir ağustos böceği ile çalışkan bir karıncanın dostluğunu, gerçek hayata benzeyen sıcak bir dille çocuklar için yazar Gamze tarafından kaleme alındı.
