Anne Geyiğin Sözü Masalı

Anne Geyiğin Sözü Masalı Oku
Anne Geyiğin Sözü Masalı

Ormanın güneşe en erken kavuşan yamacında, gümüş yapraklı ağaçların arasında küçük bir geyik yavrusu yaşardı. Adı Mira’ydı. Mira’nın incecik bacakları hızlı koşar, kulakları en hafif hışırtıyı bile duyar, gözleri ormandaki her yeni rengi hemen fark ederdi.

Mira iyi kalpli ve neşeli bir yavruydu. Sabahları çimenlerin üzerinde zıplar, kelebeklerin peşinden bakar, dere kenarında suyun taşlara çarpışını dinlerdi. Fakat onun en büyük huyu merakıydı. Bir yaprak rüzgârla uçsa nereye gittiğini öğrenmek isterdi. Bir kuş farklı ötse neden öyle öttüğünü merak ederdi.

Annesi, Mira’nın bu merakını severdi. Çünkü merak etmek öğrenmenin ilk adımıydı. Ama anne geyik şunu da bilirdi: Orman güzel olduğu kadar dikkat isteyen bir yerdi. Her patika güvenli değildi. Her sesin peşinden gidilmezdi. Her parlayan şeyin yanına yaklaşılmazdı.

Bir sabah anne geyik, Mira’yı geniş bir dere kıyısına götürdü. Derenin suyu berraktı. Kenarında yumuşak çimenler, küçük papatyalar ve düzgün taşlar vardı. Burası yavru bir geyik için güvenli bir oyun yeriydi.

Anne geyik yavrusuna yaklaştı ve sakin bir sesle konuştu:

Mira, ben biraz ileride yiyecek arayacağım. Sen burada kal. Dereyi geçme, koyu çalılıkların olduğu tarafa gitme. Orada yol karışır.

Mira başını kaldırdı.

Çalılıkların arkası çok mu kötü anne?

Anne geyik yumuşak ama ciddi bir sesle cevap verdi:

Kötü değil yavrum, sadece senin için henüz güvenli değil. Bazı yerlerde dikenler var, bazı patikalar çamurlu. Küçük bir yavru orada yönünü kolayca kaybedebilir.

Mira annesinin gözlerine baktı.

Tamam anne. Dere kenarında kalacağım.

Anne geyik yavrusunun başını sevgiyle okşadı. Sonra ağaçların arasına doğru yürüdü. Mira bir süre annesinin gidişini izledi. Ardından dere kenarında oynamaya başladı.

Önce suya eğildi. Suyun içinde kendi yüzünü gördü. Burnunu oynattı; sudaki görüntüsü de burnunu oynattı. Mira buna güldü. Sonra taşların üzerine basmadan, aralarından geçerek yürümeye çalıştı. Kendi kendine küçük bir oyun bulmuştu.

Tam o sırada derenin karşısındaki ağaçlardan birinde altın sarısı bir yaprak parladı. Yaprak, rüzgârın etkisiyle daldan koptu ve havada döne döne süzüldü. Mira o yaprağa hayran kaldı. Yaprak sıradan yapraklara benzemiyordu. Güneş vurdukça sanki küçük bir ışık gibi parlıyordu.

Mira fısıldadı:

Bunu anneme göstersem çok sevinir.

Yaprak önce dere kenarındaki bir taşa kondu. Sonra rüzgâr yeniden esti ve yaprak biraz daha ileriye, koyu çalılıkların yakınına doğru uçtu. Mira bir adım attı. Sonra durdu.

Annesinin sözü aklına geldi: “Koyu çalılıkların olduğu tarafa gitme.”

Mira geri dönmek istedi. Fakat yaprak hemen önünde, çalılıkların girişine yakın bir yerde duruyordu. Çok uzak görünmüyordu.

Sadece yaprağı alacağım, dedi kendi kendine. Sonra hemen geri dönerim.

Bir adım daha attı. Sonra bir adım daha. Yaprağa yaklaştığını sandı ama rüzgâr tekrar esti. Altın yaprak çalılıkların arasındaki dar patikaya doğru sürüklendi. Mira bu kez düşünmeden peşinden gitti.

Koyu Çalılıkların İçinde

Patikanın başı genişti. Bu yüzden Mira korkmadı. Fakat biraz ilerleyince dallar sıklaştı. Toprak yumuşadı. Çimenlerin yerini kuru yapraklar aldı. Dere sesi de yavaş yavaş azaldı.

Mira arkasına baktığında dere kenarını göremedi. Önünde birbirine benzeyen ağaçlar, yanında dikenli çalılar vardı. Altın yaprak ise kaybolmuştu.

Mira’nın kalbi hızlı hızlı atmaya başladı.

Anne? diye seslendi.

Ormandan cevap gelmedi.

Biraz yürümeye çalıştı. Ayağı çamurlu toprağa hafifçe battı. Hemen geri çekildi. Sonra ince bir dal bacağına takıldı. Canı çok yanmadı ama korkusu büyüdü.

Mira başını eğdi.

Keşke annemin sözünü dinleseydim.

Tam o sırada yakınındaki yaşlı bir ağacın kovuğundan küçük bir ses geldi. Mira ürkerek geri çekildi. Kovuğun içinden gri tüylü yaşlı bir sincap çıktı. Gözleri canlı, sesi sakindi.

Sincap Mira’ya baktı.

Küçük geyik, bu sık patikada yalnız ne arıyorsun?

Mira utanarak cevap verdi:

Annem dere kenarında kalmamı söyledi. Ama ben altın gibi parlayan bir yaprak gördüm. Onu almak istedim. Şimdi yolu bulamıyorum.

Yaşlı sincap başını salladı.

Parlayan her şey peşinden gidilecek şey değildir. Bazen en güzel görünen şey, bizi güvenli yerimizden uzaklaştırır.

Mira’nın gözleri doldu.

Annem bana çok kızacak mı?

Sincap dalın üzerine çıkıp daha yumuşak bir sesle konuştu:

Annen önce seni bulduğuna sevinecek. Çünkü annelerin öğüdü kızgınlıktan değil, sevgiden doğar. Onlar yavrularını engellemek için değil, korumak için uyarır.

Mira derin bir nefes aldı.

Peki dere kenarına nasıl döneceğim?

Yaşlı sincap aşağı indi ve toprağı gösterdi.

Önce koşmayacaksın. Korkunca hızlı gitmek yolu daha da karıştırır. Ayak izlerini bulacağız. Sonra geldiğin yoldan yavaşça döneceksin.

Geri Dönüş Yolu

Mira ve yaşlı sincap yere dikkatle baktılar. Çamurlu toprağın üzerinde küçük geyik izleri vardı. Bazıları netti, bazıları kuru yaprakların altında kalmıştı. Sincap dalların üstünden ilerliyor, Mira’ya hangi yöne bakması gerektiğini gösteriyordu.

Şu kırık dalı görüyor musun? dedi sincap. Buradan geçmişsin.

Mira dikkatle baktı. Gerçekten de biraz önce ayağına takılan ince dal oradaydı.

Evet, hatırladım.

Birlikte yavaş yavaş ilerlediler. Mira artık acele etmiyordu. Önüne bakıyor, toprağı inceliyor, annesinin sözlerini düşünüyordu. Bir süre sonra dikenli çalılar yollarını kapattı.

Mira korkuyla durdu.

Buradan geçemem.

Yaşlı sincap çalılığın yan tarafını işaret etti.

Dikkatli bak. Orada küçük bir açıklık var. Acele eden dikenleri görür, sabreden yolu görür.

Mira başını eğdi. Gerçekten de çalıların yanında dar ama güvenli bir geçit vardı. Yavaşça oradan geçti. Birkaç adım sonra kulağına çok tanıdık bir ses geldi.

Mira! Yavrum, neredesin?

Bu annesinin sesiydi.

Mira’nın içi sevinçle doldu.

Anne! Buradayım!

Anne geyik dalların arasından hızla çıktı. Mira’yı görünce hemen yanına koştu. Yavrusunun iyi olduğunu anlayınca derin bir nefes aldı ve onu kendine yaklaştırdı.

Mira, seni çok aradım. Sana çalılıkların olduğu tarafa gitmemeni söylemiştim.

Mira başını eğdi.

Biliyorum anne. Altın gibi parlayan bir yaprak gördüm. Onu almak istedim. Sözümü unuttum. Sonra yolumu kaybettim.

Anne geyik sert konuşmadı. Fakat sesi ciddiydi.

Ben sana gitme dediğimde seni üzmek istemem. Merakını da yok etmek istemem. Sadece bazı yolların senin için erken olduğunu bilirim.

Mira annesine yaklaştı.

Artık anladım. Senin sözlerin beni durdurmak için değil, korumak içinmiş.

Anne geyik yavrusunun alnını sevgiyle okşadı.

Evet yavrum. Büyümek sadece daha hızlı koşmak değildir. Bazen durmayı, dinlemeyi ve verilen sözü hatırlamayı da öğrenmektir.

Yaşlı sincap ağacın dibinde sessizce bekliyordu. Anne geyik ona döndü.

Yavrumun yanında olduğun için teşekkür ederim.

Sincap kuyruğunu hafifçe salladı.

Ben yalnızca yolu gösterdim. Dersi Mira kendi kalbiyle öğrendi.

Mira sincaba baktı.

Teşekkür ederim. Bir daha bir şey çok güzel görünse bile önce anneme soracağım.

Annesinin Sözü

Anne geyik, Mira’yı yanına alarak dere kenarına doğru yürüdü. Bir süre sonra suyun şırıltısı yeniden duyuldu. Mira o sesi duyunca rahatladı. Az önce korkutucu gelen orman, annesinin yanında yine tanıdık ve güvenli görünmeye başladı.

Dere kıyısına vardıklarında altın yaprak suyun kenarında duruyordu. Rüzgâr onu yeniden güvenli yere getirmişti. Mira yaprağa baktı, sonra annesine döndü.

Anne, yaprak hâlâ güzel. Ama ben seni dinleseydim onu almak için korkmam gerekmezdi.

Anne geyik gülümsedi.

Bazı şeyleri geç öğreniriz ama iyi öğrenirsek unutmayız.

O akşam Mira annesinin yanına kıvrıldı. Gökyüzünde yıldızlar parlıyordu. Anne geyik ona ormandaki patikaları anlattı. Hangi yolun güvenli olduğunu, hangi çalının dikenli olduğunu, dere yükseldiğinde neden kıyıdan uzak durmak gerektiğini sabırla söyledi.

Bu kez Mira yalnızca başını sallamadı. Gerçekten dinledi. Çünkü annesinin sözlerinin emir gibi değil, sevgiyle örülmüş bir koruma gibi olduğunu artık biliyordu.

Ertesi sabah Mira yine dere kenarında oynadı. Rüzgâr bir yaprağı havalandırdı. Yaprak çalılıkların olduğu tarafa doğru uçtu. Mira bir adım atacak gibi oldu, sonra durdu.

Annesinin sözünü hatırladı.

Gülümsedi ve güvenli çimenlere geri döndü.

O günden sonra Mira hâlâ meraklı bir yavru geyikti. Kuşları izledi, kelebekleri takip etti, dere taşlarını saydı. Ama artık merakının yanında annesine verdiği sözü de taşıyordu.

Çünkü Mira öğrenmişti: Anne sözü bazen kısa bir uyarı gibi duyulur; ama içinde kocaman bir sevgi ve güvenli bir yol saklar.

2 Yaş Masalı3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş MasallarıUyku Masalları