Aslan ile fare masalı, ormanın güçlü kralı ile en küçük canlısı arasında geçen, çocuklara “kimseyi küçümsememeyi” ve yardımlaşmanın önemini anlatan kısa ve akılda kalıcı bir çocuk masalıdır.
Bir varmış bir yokmuş… Uzak bir ormanda, gür yelesi rüzgârda dalgalanan güçlü bir aslan yaşarmış. Herkes ona Orman Kralı dermiş. Kükredi mi ağaçların yaprakları titrer, kuşlar bile sessizleşirmiş.
Aynı ormanda, yosunlu bir kayanın altında yaşayan ufacık, gri bir fare varmış. Fare adı Misket. Adımları sessiz, gözleri pırıl pırılmış.
Günün birinde aslan gölgeli bir kayanın üstünde derin uykuya dalmış. Misket, bulduğu ekmek kırıntısını taşırken yanlışlıkla aslanın kuyruğunun ucuna basıvermiş. Kuyruk sallanınca aslan uyanmış, dev pençesiyle fareyi yakalamış.
— Kim cesaret eder de kuyruğuma basar? diye kükremiş.
Misket titreyerek konuşmuş:
— Özür dilerim Kralım… Sizi rahatsız etmek istemedim. Küçüğüm ama kalbim size saygı dolu.
Aslan homurdanmış:
— Seni tek lokmada yerim. Ne işime yararsın ki?
Misket derin bir nefes almış:
— Belki bugün değil ama bir gün ben de size yardım ederim. Küçük olmak, işe yaramaz olmak demek değildir.
Bu söz aslanın hoşuna gitmiş. Pençesini geri çekip gülümsemiş:
— Git bakalım küçük fare. Bugünlük bağışladım seni.
Aradan çok geçmeden ormana avcılar gelmiş. Ağaçların arasına kalın iplerle büyük bir ağ tuzağı kurmuşlar. Sabaha karşı aslan dolaşırken tuzağı fark etmemiş; bir anda havaya kalkmış ağlara dolanmış.
Ne kadar kükrese de, ne kadar silkelense de düğümler çözülmemiş. Diğer hayvanlar etrafına toplanmış ama kimse kalın ipleri koparamamış.
Uzakta gezen Misket, aslanın farklı çıkan kükreme sesini duymuş:
— Bu, korku kükremesi… demiş ve hemen koşmuş.
Tuzaktaki aslanı görünce hiç düşünmeden ağın yanına sokulmuş.
— Kralım, ben geldim. Hani “Belki bir gün yardım ederim” demiştim ya… İşte o gün bugün.
Aslan mahcup bir sesle fısıldamış:
— Sen mi beni kurtaracaksın küçük dostum?
Misket, düğümlerin en sıkı olduğu yeri bulup dişleriyle kemirmeye başlamış. Bir ip, iki ip, üç ip… Dişleri yorulmuş ama vazgeçmemiş.
İpler inceldikçe Misket seslenmiş:
— Şimdi silkin Kralım!
Aslan bütün gücünü toplayıp sıçramış. İncelen ipler “çıt” diye kopmuş, ağ yere düşmüş. Aslan özgür kalmış.
Avcılar geri dönmeden ormandan uzaklaşmışlar. Güvende olduklarında aslan, Misket’in yanına eğilmiş:
— Seninle alay etmiştim. demiş. Meğer asıl güçlü olan, kalbini ve cesaretini küçümsemeyenmiş. İyi ki varsın küçük kahraman.
Sonra yüksek bir kayanın üstüne çıkıp ormanın dört bir yanına duyurmuş:
— Dinleyin! Bugünden sonra ormanda kimse “küçüksün, işe yaramazsın” demeyecek. Aslanın hayatını kurtaran bir fare varsa, küçüğün değeri büyüktür!
O günden sonra ormanda herkes, aslan ile fare masalını birbirine anlatarak büyüklükle övünmek yerine, küçük ama yürekli olanı takdir etmeyi öğrenmiş.
Gökten üç minik ışık düşmüş; biri kimseyi küçümsemeyenlere, biri “ben yapamam” demeyip denemeye cesaret eden çocuklara, biri de bu masalı dinleyip her kalbin değerini bilen yumuşak yüreklere… Masal da burada, ormanın fısıltılı rüzgarıyla usulca bitmiş.
Masal yazar Gamze tarafından yorumlanarak yazıldı. Amacımız tüm çocuklarıma güzel masallar okumak ve eğitim öğretimlerine katkıda bulunmak. Bu konuda desteğinizi bekliyoruz.
