Çiçek Perisi Masalı

Çiçek Perisi Masalı Oku
Çiçek Perisi Masalı

Çiçek Perisi Masalı, solan çiçeklerin yeniden canlanmasını sağlayan rüya renkleri ve tatlı bir ninniyle çocuklara uykunun değerini anlatan masalsı, yepyeni bir hikayedir.

Bir varmış bir yokmuş… Geceleri gökyüzünün ipek bir örtü gibi serildiği, yıldızların minik fenerler gibi yanıp söndüğü bir yerde Rüya Renkleri Bahçesi varmış. Bu bahçedeki çiçekler gündüzleri güzel kokar ama renkleri pek belli olmazmış. Çünkü onların rengi güneşten değil, çocukların tatlı rüyalarından gelirmiş.

Bahçenin ortasında, çiy damlalarıyla süslü bir taş dururmuş. Taşın adı Fısıltı Taşıymış. Gece olunca bu taşın üstünde ince bir ışık kıpırdanır, rüzgâr bile sesi kısar, bahçe “şşş” der gibi sessizleşirmiş.

İşte tam o sessiz saatte, çiçek yaprağı gibi yumuşak kanatları olan Çiçek Perisi Mira ortaya çıkarmış. Mira’nın elinde değnek yokmuş; onun büyüsü başka türlüymüş. Avucunda, parmaklarının arasında dolaşan minicik ışık taneleri varmış. Bu tanelere Rüya Kıvılcımları denirmiş.

Mira bahçeye inerken fısıldarmış:

— “Uykunun kapısı açıldıysa, renklerin yolu da açılır…”

O gece bahçede tuhaf bir şey olmuş. En sevimli çiçekler; Pofuduk Papatya, Çıtırtı Lalesi ve Minnoş Gül bir türlü uyumuyormuş.

Pofuduk Papatya yapraklarını titreterek konuşmuş:

— “Uyursam geceyi kaçırırım, yıldızlar kayar ya!”

Çıtırtı Lalesi heyecanla eklemiş:

— “Ben de rüzgârın anlattığı masalları dinlemek istiyorum.”

Minnoş Gül ise biraz somurtmuş:

— “Ya rüyam kötü olursa? O zaman hiç uyumayayım.”

Mira onların yanına çömelmiş. Sesini yumuşatmış:

— “Dinleyin… Uyku, kaybolmak değil; güçlenmek. Uyku, çiçeklerin içindeki boyaların karıştığı gizli bir atölye.”

Çiçekler merakla susmuş. Mira anlatmaya devam etmiş:

— “Siz uyuduğunuzda kökleriniz topraktan ‘cesaret’ çeker.
Yapraklarınız ‘dinlenme’ içer.
Ve rüyalarınız, içinizdeki renkleri uykuda parlatır.”

Pofuduk Papatya fısıldamış:

— “Peki renkler nereden geliyor?”

Mira gülümsemiş:

— “Çocukların güzel rüyalarından. Gülüşlerden, sarılmalardan, ‘iyi geceler’ sözlerinden…”

Minnoş Gül, korkuyla sormuş:

— “Kötü rüya görürsem?”

Mira avucunu açmış. İçinden sıcak bir ışık tanesi çıkmış:

— “O zaman ben buradayım. Kötü rüyayı yumuşatıp pamuk yaparım.”

Sonra Mira iki elini havaya kaldırmış. Bahçenin üstüne, sanki şeker gibi yumuşak bir bulut yayılmış. Bu bulutun adı Uyku Bulutuymuş.

Mira ninni söylemiş; ninni kısa, ritimli ve akılda kalırmış:

— “Göz kapansın… kalp yumuşasın…
Rüya gelsin… renkler konuşsun…
Uyku sarar… korku solar…
Sabah olunca bahçe dolar…”

Rüzgâr ninniye eşlik etmiş. Yapraklar usul usul sallanmış. Pofuduk Papatya esnemiş. Çıtırtı Lalesi başını eğmiş. Minnoş Gül, korkusunu bırakıp “tamam” der gibi yapraklarını kapatmış.

Bahçeden “mışıl mışıl” sesleri yükselmeye başlamış.

İşte o an Mira büyüsünü başlatmış. Avucundaki Rüya Kıvılcımlarını çiçeklerin üstüne serpiştirmiş.

Uyuyan Minnoş Gül, bir anda kiraz kırmızısı olmuş. Çıtırtı Lalesi turuncu-mor çizgilerle parlamış. Pofuduk Papatya’nın ortası bal sarısına dönmüş, yaprak uçlarına da şeker pembesi dokunmuş.

Bahçenin kenarındaki menekşeler gece mavisi giyinmiş, sümbüller lavanta rengine bürünmüş. Çiy damlaları bile sanki “ışık” olmuş.

Sabah olunca güneş “merhaba” demiş. Çiçekler uykularını almış şekilde gözlerini açmış.

Pofuduk Papatya sevinçle sallanmış:

— “Ben parlıyorum!”

Çıtırtı Lalesi kahkaha atmış:

— “Rüzgârın masalını kaçırmadım, rüyamda dinledim!”

Minnoş Gül utangaçça mırıldanmış:

— “Kötü rüya gelmedi… Mira beni korudu.”

Mira bahçenin üstünde bir tur dönmüş ve fısıldamış:

— “Güzel uyuyan herkes, sabaha daha renkli uyanır.”

O günden sonra çiçekler gece olunca uykuya sevinçle dalmış.

Gökten üç renkli kıvılcım düşmüş;
biri Rüya Renkleri Bahçesi’ne,
biri Çiçek Perisi Mira’nın avucuna,
biri de “iyi geceler” deyince usulca uyuyan çocukların yastığına.

Peri MasallarıUyku Masalları