Çirkin Ördek Yavrusu Masalı

Çirkin Ördek Yavrusu Masalı Oku
Çirkin Ördek Yavrusu Masalı

Yemyeşil çayırlarla çevrili, ay ışığında gümüşe dönen bir göl kıyısında sabırlı bir anne ördek kuluçkadaydı. Ilık bir sabah kabuklar tek tek çatladı; sarı pamuk tüyler suya düşen yıldızlar gibi parıldadı. En sonda iri bir yumurta kaldı. Kırıldığında içinden gri, uzun boyunlu, biraz hantal görünen bir yavru çıktı. Anne, “Hoş geldin Akça” dedi ve onu sevgiyle kanadının altına aldı. Fısıltılar ise çabuk geldi: “Garip… Bizim gibi değil…”

Avlunun Gülüşleri, Sazlığın Sessizliği

Gölün kıyısındaki avluda tavuklar gagalarıyla taşları tıklatıyor, horoz sabahı övüyordu. Akça, kardeşleriyle suya dalıp çıkmayı öğrenirken bir yandan da bakışlardan saklandı. Oyuna çağrılmadı; “Sen çirkinsin, bizle olma” sözleri kalbine iğne gibi battı. Akşamları sazlıklar arasına çekilip yıldızların suya çizdiği ince titremeyi izledi; rüzgâr kulağına tek bir cümle fısıldar gibiydi: Sabret.

Yola Düşen Kalp

Sonbahar gölün rengine serin bir gri kattığında Akça, kıyıdaki patikadan uzaklaştı. Ormanda yosunlu bir taşın üzerinde dinlenen bilge bir kaplumbağayla karşılaştı. “Yavaş giden çok görür” dedi kaplumbağa. “Kalbin güçlü olursa kanadın gecikse de yetişir.” Akça yoluna devam etti; çiftlik avlusunda kibirli bir hindi kabara kabara yürürken, tavuklar “Bizim gibi ötmeden olmaz” diye kıkırdadı. Akça kibarca teşekkür edip ayrıldı; kendi şarkısının başka olduğuna emindi.

Fırtına, Korku ve Küçük Bir Cesaret

Bir gece gök gürledi; yağmur gölü davul gibi çaldı. Sazlıklara takılıp çırpınan minicik bir civciv, çamura boyanmıştı. Akça, titreyen kanatlarını unuttu; suya atladı, gövdesiyle sazları yanlara itti ve civcivi kıyıya taşıdı. Civciv titrek bir sesle “Yaşadım” dedi. O anda Akça anladı: Farklı olmak, bazen zor anlarda başkalarını korumak için gereken gücü verir.

Kışın Uzun Nefesi

Mevsim döndü; gölün yüzü buzdan bir pencereye dönüştü. Soğuk, kanatlara ağırlık yaptı; yiyecek kıtlaştı. Akça sazlardan küçük bir siper yaptı, ateşböcekleri geceleri ona usul usul yol gösterdi. Bazen karanlık çok derin geldi; ama her sabah buzun üstünde minik bir delik bulup oradan suya baktı ve içinden “Bir gün kendimle tanışacağım,” diye mırıldandı.

İlkbaharın Aynası

Güneş biraz daha uzun kalınca buz çatladı; göl yeniden nefes aldı. Rüzgâr sustuğunda su cam gibi oldu. Akça eğildi; yansıması yabancı değildi, yeniydi: Tüyleri bembeyaz parlıyordu; boynu zarif bir yay, kanatları geniş ve dengeliydi. “Buben miyim?” dedi, sesi hem şaşkın hem sevinçliydi.

Göğün Konukları

Tam o sırada üç kuğu mavi gökten birer beyaz kıvrım gibi süzüldü. En öndeki, suya değmeden konuştu: “Uzun zamandır seni arıyorduk, Akça. Sabırla büyüdün; bizdensin.” Akça kanatlarını açtı; göl yüzeyi gümüş bir çizgiye dönüştü. Eskiden ağır sandığı gövdesi rüzgârla aynı dili konuştu; içindeki sızı yerine sıcak bir ışık doldu.

Geriye Bakmak, İleriye Uçmak

Bir akşamüstü kuğularla eski göle uğradılar. Avludakiler bembeyaz güzelliğe bakakaldı. Küçük bir ördek yavrusu fısıldadı: “Ne kadar güzel!” Anne ördek gözleri parlayarak “Hoş geldin” dedi. Akça, alay edenlere öfke taşımadı; su gibi berrak bir sesle konuştu: “Bazen bir hikâyenin en güzel bölümü geç gelir; ama geldiğinde her şeyi aydınlatır.” Sonra kuğuların halkasına katıldı; göl, onun geçişinde sessiz bir şarkı söyledi.

Masalın Kalbine Not

Akça öğrendi ki dönüşüm yalnız tüylerde değil, kalpte olur. Sabır ve cesaret yolun iki kanadı, merhamet ise rüzgarıdır. Farklı doğan her canlının, zamanı gelince açılacak bir sırrı vardır. Kendi ışığını bulan, dünyanın karanlık yerlerine de yol olur.

8 Yaş Masalları9 Yaş Masalları10 Yaş MasallarıÇocuk Masalları