Bu modern çocuk hikayesi, Kayıp Balık Nemo Masalı olarak bilinen, meraklı bir balığın denizde kaybolduktan sonra cesaret ve sabırla yolunu bulmasını anlatır.
Denizin ortasında, mercanların birbirine sanki görünmez bir ağla bağlandığı rengârenk bir koy vardı. Bu koyda yaşayan küçük bir balık vardı: Nemo. Nemo’nun pulları turuncuya çalan yumuşak bir renkteydi ama onu özel yapan bu değildi. Nemo diğer balıklar gibi sadece yüzüp oyun oynamazdı. O, sürekli düşünürdü.
— “Sence deniz neden hiç aynı kalmıyor?”
— “Çünkü deniz sıkılır,” dedi arkadaşı Lila.
— “Bence deniz bizi test ediyor,” dedi Nemo gülümseyerek.
Nemo için her gün yeni bir soruydu. Akıntılar neden değişirdi? Baloncuklar neden hep yukarı çıkardı? Mercanlar neden gece daha sessiz olurdu? Bu sorular onun kafasında dolaşırken yüzmeyi bazen unuturdu.
Bir gün Nemo, her zamanki yolundan biraz daha ileri gitti. Aslında bunu bilerek yapmamıştı. Sadece düşüncelere dalmıştı. Derken aniden güçlü bir akıntı geldi.
— “Tamam… bu planlı değildi,” dedi Nemo kendi kendine.
— “Panik yok. Önce dur.”
Akıntı Nemo’yu tanımadığı bir yere sürükledi. Etraf daha karanlıktı. Mercanlar daha seyrek, sesler daha derindi. Nemo durdu ve etrafına baktı.
— “Harika… kayboldum” dedi, ama sesi titremedi.
Tam geri dönmeye çalışırken yavaşça ilerleyen yaşlı bir kaplumbağa gördü. Kaplumbağanın kabuğu yosunlarla kaplıydı ama duruşu sakindi.
— “Yolunu mu kaybettin?”
— “Evet… ama kısa sürede bulurum diye umuyorum,” dedi Nemo.
Kaplumbağa başını salladı.
— “Denizde acele edenler daha çok kaybolur.”
— “Peki ne yapmalıyım?”
— “Bak. Dinle. Sonra yüz.”
Nemo ilk defa gerçekten durdu. Akıntının yönünü, suyun serinliğini, baloncukların gidişini izledi. Deniz ona bir şey anlatıyordu.
Biraz ileride bir ahtapot belirdi. Kollarını gevşekçe sallıyordu.
— “Bu yüz ifadesiyle bir yere varamazsın” dedi ahtapot.
— “Kayboldum” dedi Nemo.
— “Hepimiz kayboluruz. Ama herkes sakin kalamaz” diye cevapladı ahtapot.
Daha sonra kumların arasından küçük bir yengeç çıktı. Sert görünüyordu ama sesi netti.
— “Korkuyorsan yanlış yerdesin” dedi.
— “Korkmuyorum. Sadece dikkatliyim” dedi Nemo.
Yengeç gülümsedi.
— “İşte bu doğru cevap.”
Nemo ilerledikçe şunu fark etti: Deniz, cesur olanı değil, düşüneni seviyordu. Her karşılaştığı canlı ona küçük bir ipucu veriyordu.
Bir süre sonra tanıdık renkler görmeye başladı. Mercanların tonları değişiyordu. Akıntı yumuşamıştı. Nemo’nun kalbi hızlandı.
— “Bu renkleri biliyorum” dedi.
Derken köşede duran tanıdık bir taş gördü. Çocukluğundan beri oyun oynadığı taştı bu.
— “Evet! Eve yakınım” dedi sevinçle.
Birkaç dakika sonra kendi koyuna ulaştı. Lila onu görünce hemen yanına geldi.
— “Neredeydin sen? Her yere baktık,” dedi.
Nemo derin bir nefes aldı.
— “Biraz kayboldum. Ama çok şey öğrendim.”
— “Mesela?”
Nemo gülümsedi.
— “Merak güzeldir. Ama düşünmeden yapılan merak, insanı yanlış yerlere götürür.”
O günden sonra Nemo hala soru soruyordu. Ama artık önce dinliyor, sonra hareket ediyordu. Deniz de ona karşı daha yumuşak davranıyordu.
Masalın mesajı: Merak, sabır ve dikkatle birleştiğinde gerçek güce dönüşür.
