Bir varmış bir yokmuş… Çınaraltı Köyü’nde dolunay geceleri çocuk sesleri azalır olmuş. Çünkü küçükler bir bir kayboluyormuş. Köylüler “Yedi Başlı Ejderha aldı!” diye korkudan kapılarını kilitlerken, Keloğlan kel kafasını kaşıyıp ortaya çıkmış:
Keloğlan: “Korkuyla olmaz. Ben giderim. Kılıç taşımam; soru taşırım.”
Dağın tepesindeki mağaraya vardığında içeriden yedi ayrı ses birden gürlemiş.
1. Baş: “Kim o?”
2. Baş: “Kesin titriyordur!”
3. Baş: “Çocukları almaya mı geldin?”
4. Baş: “Bize masal anlatacak mısın?”
5. Baş: “Köylüler taş atar!”
6. Baş: “Ben anahtarı nereye koydum?”
7. Baş: “Susun! Ben karar veririm!”
Keloğlan gülmüş, cebinden küçük bir zili çıkarıp bir kez çalmış: ting!
Keloğlan: “Anlaşma yapacağız. Her başa bir soru. Doğru cevap verene bir kilit açtıracağım. Yedi kilit açılınca çocuklar çıkar.”
7. Baş: “Kaybedersen?”
Keloğlan: “Köye iner, kel kafama ‘KORKAK’ yazdırırım.”
4. Baş: “Kazanırsan?”
Keloğlan: “Çocuklar serbest. Üstelik söz verirsiniz: Bir daha kimseyi kaçırmayacaksınız.”
Keloğlan (1. Başa): “Çocukları niye aldın?”
1. Baş: “Yalnız kaldım… Gülüş sesi istedim.”
Keloğlan: “Gülüş istenerek gelir, zorla gelmez. Birinci kilit.” Çıt!
Keloğlan (2. Başa): “Sence en değerli şey nedir?”
2. Baş: “Benim istediğim!”
Keloğlan: “Yanlış. En değerli şey emanet. Çocuklar emanet. İkinci kilit.” Çıt!
Keloğlan (3. Başa): “Güç nedir?”
3. Baş: “Korkutmak!”
Keloğlan: “Güç korkutmak değil, incitmemek. Üçüncü kilit.” Çıt!
Keloğlan (4. Başa): “Senin derdin ne?”
4. Baş: “Kimse bana masal anlatmadı…”
Keloğlan: “O zaman masalı kaçırarak değil, rica ederek alacaksın. Dördüncü kilit.” Çıt!
Keloğlan (5. Başa): “Köyden korkuyorsun, değil mi?”
5. Baş: “Evet… Beni taşlarlar sanıyorum.”
Keloğlan: “Özür dileyene taş atılmaz. Beşinci kilit.” Çıt!
Keloğlan (6. Başa): “Anahtar nerede olur?”
6. Baş: “En son baktığım yerde!”
Keloğlan: “O zaman çocukların yanında. Git bak.”
Altıncı baş içeri dönmüş, az sonra parlayan bir anahtarla gelmiş. Altıncı kilit de açılmış: Çıt!
Keloğlan (7. Başa): “Son soru: Söz nedir?”
7. Baş: “Bağlayan şey…”
Keloğlan: “Doğru. O zaman söz ver: Çocuklar şimdi çıkacak ve bir daha kimse kaçırılmayacak.”
7. Baş: “Söz.”
Yedinci kilit: Çıt!
Mağaranın iç kapısı açılmış. Kaybolan çocuklar koşarak dışarı fırlamış, Keloğlan’a sarılmış.
Ela: “Keloğlan abi, çok korktuk!”
Keloğlan: “Korku büyür, söz küçültür. Hadi eve!”
Keloğlan çocukları köye getirince meydan bayram yerine dönmüş. Anneler ağlamış, babalar şükretmiş, çocuklar yeniden gülmüş. Keloğlan da köylülere dönüp şöyle demiş:
Keloğlan: “Kötülük bazen kükreme gibi görünür. Meğer içinden yalnızlık çıkarmış.”
O günden sonra ejderha çocuk kaçırmamış. Dolunay geceleri köyden mağaranın önüne bir tepsi çörek bırakılır, Keloğlan da uzaktan bir masal seslenirmiş. Ejderhanın yedi başı da sessizce dinler, bir daha kimseyi incitmezmiş.
Gökten üç elma düşmüş; biri soruyla kilit açan Keloğlan’a, biri sözünü tutan ejderhaya, biri de korkusunu konuşarak küçülten çocuklara…
