Kepçe Masalı

Kepçe Masalı Görseli
Kepçe Masalı

Sabah güneşi Çınarlı Kasaba’nın kırmızı çatılı evlerine yeni yeni dokunuyordu. Gece boyunca yağan yağmur, oyun parkına giden yolu yumuşacık çamura çevirmişti.

Normalde çocuklar bu saatte parkın kapısında neşeyle koşuşurdu. Ama bugün herkes yolun başında durmuş, karşıya nasıl geçeceğini düşünüyordu.

Yolun ortasında kocaman bir su birikintisi vardı. Küçük taşlar etrafa dağılmış, çamur ayakkabılara yapışacak kadar koyulaşmıştı.

— Şimdi nasıl geçeceğiz? dedi Ela.

— Ben atlarsam kesin çamura düşerim, dedi Mert.

— Park orada duruyor ama yol bizi içeri almıyor, diye söylendi Zeynep.

Tam o sırada kasabanın küçük garajından sarı renkli bir kepçe çıktı. Adı Kepiydi.

Kepi, büyük iş makineleri kadar iri değildi. Motoru çok gürültülü çalışmazdı. Ama farları pırıl pırıldı. Kepçesinin ucunda da minik bir mavi yıldız çıkartması vardı.

Kepi çocukların yanına yavaşça yaklaştı.

— Günaydın, dedi. Burada neden böyle sessiz bekliyorsunuz?

Ela çamurlu yolu gösterdi.

— Parka geçemiyoruz. Yol çamur olmuş.

Kepi önce yola baktı, sonra kendi küçük kepçesine. İçinden hafifçe çekindi.

— Bu iş bana biraz büyük gibi geldi, dedi. Belki daha büyük bir kepçe gelirse daha iyi olur.

Mert hemen başını iki yana salladı.

— Ama sen de kepçesin. Bir denesen?

Kepi’nin motoru pıt pıt etti.

— Ya yapamazsam?

Zeynep gülümsedi.

— Yapamazsan tekrar denersin. Denemek kaybetmek değildir ki.

Bu söz Kepi’nin içine küçük ama sıcak bir cesaret bıraktı.

O sırada yaşlı çınar ağacının altında duran Bahçıvan Rıza Amca seslendi:

— Kepi, çalışmak sadece güçlü olmak değildir. Dikkatli olmak, sabırlı olmak ve yardım istemeyi bilmek de çalışmanın içindedir.

Kepi bir süre düşündü. Küçük olabilirdi. Ama dikkatli olabilirdi. Yavaş olabilirdi. Ama öğrenebilirdi.

Farlarını yaktı.

— Tamam, dedi. Deneyeceğim. Ama bunu birlikte yapacağız.

Çocukların gözleri parladı.

— Birlikte yapacağız! diye bağırdılar.

Kepi’nin İlk Denemesi

Kepi önce yolun kenarındaki küçük taşları toplamaya başladı. Acele etmedi. Kepçesini yavaşça indirdi, taşları dikkatlice aldı ve yolun kenarına bıraktı.

— Bir taş, iki taş, üç taş, diye saydı Ela.

— Kepi, kepçen çok iyi çalışıyor! dedi Mert.

Kepi biraz utandı ama hoşuna gitti. Daha önce kimse ona böyle güvenle bakmamıştı.

Sıra çamurlu yere gelince kepçesini çamura daldırdı. Fakat ilk denemede sadece minicik bir parça alabildi.

— Gördünüz mü? dedi üzülerek. Ben bunu yapamam.

Zeynep hemen cevap verdi:

— Hayır, bu sadece ilk kepçeydi.

Mert de yanına geldi.

— Büyük işler bazen küçük küçük yapılır.

Kepi bu cümleyi çok sevdi. Çünkü gerçekten de koca yol, tek hamlede düzelmek zorunda değildi.

Bir kez daha denedi. Bu sefer kepçesini biraz daha eğdi. Çamuru aldı, kenara taşıdı.

Sonra tekrar denedi.

Bir kepçe çamur gitti.

Bir kepçe daha gitti.

Yolun rengi yavaş yavaş değişmeye başladı.

Çocuklar Yardıma Katılıyor

Ela yere düşen küçük dalları topladı. Zeynep taşları düzgünce dizdi. Mert su birikintisinin kenarına kuru yapraklar koydu.

Rıza Amca el arabasıyla kuru toprak getirdi.

— Kepi, bu toprağı yolun üzerine serersen çamur azalır, dedi.

Kepi başını salladı.

— Anladım. Yavaşça seriyorum.

Kuru toprak yola yayıldı. Çocuklar ayaklarıyla hafifçe bastırdı. Rıza Amca tırmığıyla üzerini düzeltti.

Biraz önce geçilemeyen yol artık sağlam görünüyordu.

Ela sevinçle ellerini çırptı.

— Kepi, başardık!

Kepi hemen düzeltti:

— Hepimiz başardık.

Çamura Saplanan Oyuncak Araba

Herkes parka girecekken içeriden ince bir ses duyuldu.

— Yardım eder misiniz?

Çocuklar sesin geldiği yere koştu. Can’ın küçük kırmızı oyuncak arabası çamura saplanmıştı. Can başında durmuş, arabasına üzgün üzgün bakıyordu.

— Arabam çıkmıyor, dedi Can.

Kepi bu kez geri çekilmedi. Çünkü artık bir şeyi biliyordu: Zor görünmesi, imkânsız olduğu anlamına gelmezdi.

— Ben çamuru kenardan alayım, dedi. Sen arabayı nazikçe tut. Mert, tekerine bakar mısın?

— Bakarım! dedi Mert.

— Ben de camını silerim, dedi Ela.

— Ben kuru yaprakları kenara alırım, dedi Zeynep.

Kepi kepçesini dikkatlice oyuncak arabanın yanına indirdi. Çamuru az az aldı. Can arabayı hafifçe çekti. Mert tekeri düzeltti. Ela camı sildi. Zeynep yolun önünü açtı.

Kırmızı oyuncak araba çamurdan kurtuldu.

Can sevinçle zıpladı.

— Teşekkür ederim Kepi!

Kepi’nin farları daha parlak yandı.

— Bana değil, herkese teşekkür et. Bu işin içinde hepimizin izi var.

Çocuklar gülüştü. Çünkü gerçekten de yolun üstünde herkesin küçük bir emeği vardı.

Kepi’nin Güzel Fikri

Parkın yolu düzelince çocuklar hemen oyunlara koşmadı. Önce Kepi’nin yanına geldiler.

— Bugün bize çok yardım ettin, dedi Ela.

— Ben de sizden bir şey öğrendim, dedi Kepi.

— Neyi öğrendin? diye sordu Zeynep.

Kepi kepçesini hafifçe kaldırdı.

— Küçük olmak, işe yaramamak demek değilmiş. Bir de “ben yapamam” demeden önce denemek gerekirmiş.

Rıza Amca gülümsedi.

— İşte bugün yol değil, cesaret de açıldı.

Mert hemen heyecanlandı.

— O zaman bu yolun adı Cesaret Yolu olsun!

Çocuklar bu fikri çok sevdi.

— Cesaret Yolu! diye hep birlikte söylediler.

Kepi o kadar mutlu oldu ki kepçesindeki mavi yıldız güneşte ışıldadı.

Çınarlı Kasaba’da Yeni Bir Alışkanlık

O günden itibaren Çınarlı Kasaba’da biri zor bir işle karşılaşınca hemen pes etmedi. Önce durdu, baktı, düşündü ve yardım isteyebileceği birini aradı.

Çocuklar parkta oynarken bazen Kepi’ye seslenirdi.

— Kepi, bugün bizimle kumdan yol yapar mısın?

Kepi de neşeyle cevap verirdi:

— Yaparım, ama herkes bir parça yardım edecek.

Ela taşları dizerdi. Mert küçük tüneller açardı. Zeynep yapraklardan tabelalar yapardı. Can da oyuncak arabasını yeni yolda dikkatlice sürerdi.

Kepi her sabah garajından çıkarken aynasına bakar ve kendi kendine şöyle derdi:

— Küçüğüm ama işe yararım. Yavaşım ama öğrenirim. Korksam da denerim.

Çınarlı Kasaba’nın çocukları da bunu hiç unutmadı. Çünkü bazen en güzel işler, kocaman güçlerle değil; küçük bir cesaret, birkaç yardım eli ve yeniden denemeyi bilen bir kalple yapılırdı.

Yazar Gamze ile daha fazla çocuk masalı, büyüleyici yolculuklar ve iyi uykular için aradığınız tüm masallar burda!

Çocuk MasallarıHikaye Oku