Minik Eşek ve Temiz Eller Masalı

Minik Eşek ve Temiz Eller Masalı Oku
Minik Eşek ve Temiz Eller Masalı

Geniş bir ovanın ortasında, çiçek kokulu yolları ve berrak dereleriyle tanınan küçük bir hayvan köyü vardı. Bu köyde tavşanlar sabah erkenden havuç bahçesine gider, kuzular yumuşak çimenlerde oynar, sincaplar cevizlerini ağaç kovuklarına saklar, kuşlar ise her gün yeni bir şarkıyla köyü uyandırırdı.

Köyün en neşeli yavrularından biri de Minik adında sevimli bir eşekti. Minik’in uzun kulakları, parlak gözleri ve hiç yerinde durmayan küçük ayakları vardı. En sevdiği şey arkadaşlarıyla dışarıda oynamaktı. Çamurlu yollarda koşar, kuru yaprakların üstünden zıplar, dere kenarında taş sektirmeye çalışırdı.

Minik iyi kalpliydi, paylaşmayı severdi, arkadaşlarına yardım ederdi. Fakat annesinin pek hoşlanmadığı bir alışkanlığı vardı: Minik ellerini yıkamayı çoğu zaman unuturdu.

Annesi her sabah ona aynı şeyi hatırlatırdı:

Minik, oyundan sonra ve yemekten önce ellerini sabunla yıkamalısın.

Minik kulaklarını iki yana sallayıp gülümserdi.

Ama anne, ellerim temiz görünüyor. Bak, neredeyse hiç kir yok.

Annesi onun küçük ellerine baktı. Toprak lekesi az görünüyordu ama anne eşek bunun yeterli olmadığını biliyordu.

Her kir gözle görünmez yavrum. Bazen ellerimizde çok küçük mikroplar olur. Onları göremeyiz ama onlar bizi hasta edebilir.

Minik bu sözü duyunca burnunu buruşturdu.

Göremediğim şey beni nasıl hasta etsin ki?

Annesi sabırla cevap verdi:

Rüzgârı da göremezsin ama yaprakları uçurduğunu bilirsin. Mikroplar da bazen görünmez ama etkileri olabilir. Temiz eller sağlığımızı korur.

Minik annesinin sözünü duydu ama aklı çoktan dışarıdaki arkadaşlarına gitmişti. Çünkü tavşan Pofuduk, kuzu Meli ve sincap Çıtı evin önünde onu bekliyordu.

Minik, hadi gel! Bugün dere kenarında taş köprü yapacağız! diye seslendi Pofuduk.

Minik sevinçle kapıya koştu.

Geliyorum!

Çamurlu Oyun Günü

O gün hava çok güzeldi. Güneş ovayı ısıtıyor, çiçeklerin üzerinde arılar vızıldıyor, dere kenarındaki ince otlar rüzgârla hafif hafif sallanıyordu. Minik ve arkadaşları önce çayırda koştu. Sonra kuru dallardan küçük bir kale yaptılar. Ardından dere kenarındaki taşları üst üste dizerek minik bir köprü kurmaya başladılar.

Çıtı bir taş taşıdı. Pofuduk yapraklardan bayrak yaptı. Meli köprünün yanına küçük çiçekler dizdi. Minik ise en ağır taşları taşımaya çalıştı. Bu sırada ayakları ve elleri toprağa, kuma ve çamura bulandı.

Minik bundan hiç rahatsız olmadı. Tam tersine çok eğlendi.

Bakın, ben en güçlü köprü ustasıyım! dedi.

Arkadaşları güldü. Köprü biraz yamuk oldu ama hepsinin çok hoşuna gitti. Oyun bitince Pofuduk karnını tuttu.

Ben acıktım. Eve gidip havuç yiyeceğim.

Meli hemen dereye doğru yürüdü.

Ben önce ellerimi yıkayacağım. Toprağa çok dokunduk.

Çıtı da başını salladı.

Ben de. Öğretmen Baykuş, yemekten önce ellerimizi yıkamamız gerektiğini söylemişti.

Pofuduk dere kenarında ellerini güzelce yıkadı. Meli sabununu küçük çantasından çıkardı. Çıtı ise köpükleri görünce keyifle güldü.

Minik onları izledi ama sabırsızlandı.

Siz çok oyalanıyorsunuz. Ben çok açım. Eve gidip hemen yemek yiyeceğim.

Meli onu uyardı:

Minik, ellerin kirli. Yemekten önce yıkasan daha iyi olur.

Minik ellerine baktı. Biraz toprak vardı ama ona göre önemli değildi.

Bir şey olmaz. Ellerimi sonra yıkarım.

Sonra hızla evine koştu.

Görünmeyen Misafirler

Minik eve geldiğinde annesi sofrayı hazırlamıştı. Masada sıcak çorba, taze ekmek, peynir ve dilimlenmiş elmalar vardı. Minik’in karnı guruldadı.

Annesi sordu:

Ellerini yıkadın mı Minik?

Minik kısa bir an durdu. Sonra aceleyle cevap verdi:

Çok kirli değiller anne. Zaten hemen yemek yiyeceğim.

Annesi ciddi bir sesle konuştu:

Yemekten önce ellerini yıkaman gerekiyor.

Minik sandalyeye oturdu.

Sadece bugün böyle olsun. Çok acıktım.

Annesi onun aceleciliğine üzüldü ama Minik çoktan ekmeğe uzanmıştı. Çorbasını içti, ekmeğini yedi, elmalarını bitirdi. Yemekten sonra da hiçbir şey olmamış gibi bahçeye çıktı.

Gördün mü? dedi kendi kendine. Kirli ellerle yemek yedim ama bana hiçbir şey olmadı.

Fakat akşam olunca Minik eskisi gibi hissetmemeye başladı. Önce oyun oynamak istemedi. Sonra karnı hafifçe ağrıdı. Kulakları düşük durdu, sesi neşesini kaybetti.

Annesi hemen yanına geldi.

Minik, iyi misin yavrum?

Minik yavaşça cevap verdi:

Karnım ağrıyor anne. Biraz da halsizim.

Annesi onu yatağına yatırdı ve köyün bilge doktoru olan Kaplumbağa Doktor’u çağırdı.

Kaplumbağa Doktor yavaş ama emin adımlarla eve geldi. Küçük çantasını açtı, Minik’i dikkatle muayene etti. Sonra ona baktı ve sordu:

Bugün oyun oynadıktan sonra ellerini yıkadın mı?

Minik başını öne eğdi.

Hayır. Çok acıkmıştım. Ellerim de temiz görünüyordu.

Kaplumbağa Doktor yumuşak bir sesle konuştu:

Ellerin temiz görünse bile üzerinde görünmeyen mikroplar olabilir. Toprağa, taşa, çamura ve yere düşen şeylere dokunduğumuzda bu mikroplar ellerimize geçebilir. Kirli ellerle yemek yersek mikroplar vücudumuza girebilir ve bizi rahatsız edebilir.

Minik şaşkınlıkla sordu:

Yani onları göremediğim için yok sanmışım.

Evet, dedi Kaplumbağa Doktor. İşte bu yüzden el yıkamak küçük ama çok önemli bir alışkanlıktır.

Minik annesine baktı.

Anne, sen haklıymışsın. Ben seni dinlemedim.

Annesi onun başını okşadı.

Önemli olan hatanı anlaman ve bundan sonra dikkat etmen.

Köpüklerin Sırrı

Minik o gece erkenden uyudu. Sabah uyandığında kendini biraz daha iyi hissediyordu. Karnı eskisi kadar ağrımıyordu. Kahvaltıdan önce annesi onu lavabonun yanına çağırdı.

Bugün doğru el yıkamayı birlikte yapacağız.

Minik dikkatle annesinin yanına geldi.

Önce ne yapıyoruz?

Annesi musluğu açtı.

Önce ellerimizi suyla ıslatıyoruz.

Minik ellerini suyun altına tuttu. Sonra annesi sabunu verdi.

Şimdi sabunu avuçlarımızda köpürtüyoruz. Sadece avuç içleri değil; parmak araları, tırnak çevresi ve bilekler de temizlenmeli.

Minik sabunu ellerinin arasında döndürdü. Beyaz köpükler çıktı. Köpükler küçük bulutlara benziyordu.

Minik gülerek konuştu:

Anne, köpükler ellerimde dans ediyor!

Annesi gülümsedi.

Evet yavrum. Bu küçük köpükler ellerini temizlemeye yardım ediyor.

Minik parmak aralarını tek tek ovuşturdu. Tırnaklarının çevresini temizledi. Bileklerini de unutmadı. Sonra ellerini bol suyla duruladı ve temiz bir havluyla kuruladılar.

Minik ellerine baktı. Kendini daha hafif ve daha iyi hissetti.

Meğer el yıkamak zor değilmiş. Hatta eğlenceliymiş.

Annesi cevap verdi:

Temiz olmak bazen küçük bir iş gibi görünür ama sağlığımız için büyük bir iyiliktir.

Minik’in Yeni Alışkanlığı

O günden sonra Minik değişti. Artık oyundan sonra ellerini yıkıyordu. Yemekten önce sabun kullanıyordu. Toprağa dokunduğunda, hayvanları sevdiğinde, burnunu sildiğinde ya da dışarıdan eve geldiğinde ellerini temizlemeyi unutmuyordu.

Arkadaşları onun bu hâlini hemen fark etti. Bir gün Pofuduk gülümseyerek sordu:

Minik, bugün ellerini yıkadın mı?

Minik gururla cevap verdi:

Evet! Hem de parmak aralarımı bile temizledim.

Çıtı kuyruğunu salladı.

Artık köpüklerin en iyi arkadaşı sensin.

Meli neşeyle ekledi:

Öğretmen Baykuş bunu duyunca çok sevinecek.

O gün okulda Öğretmen Baykuş temizlik hakkında konuşuyordu. Büyük meşe ağacının dalına konmuş, bütün yavrulara dikkatle bakıyordu.

Çocuklar, sağlıklı kalmak için hangi alışkanlıklara dikkat etmeliyiz?

Pofuduk cevap verdi:

Temiz su içmeliyiz.

Meli söyledi:

Düzenli uyumalıyız.

Çıtı ekledi:

Yemekten önce ellerimizi yıkamalıyız.

Minik yavaşça söz istedi.

Öğretmenim, ben de bir şey söyleyebilir miyim?

Öğretmen Baykuş başını çevirdi.

Elbette Minik. Seni dinliyoruz.

Minik biraz utandı ama sonra cesaretini topladı.

Eskiden ellerimi yıkamayı önemsemezdim. Temiz görünüyorsa yeter sanırdım. Ama hasta olunca anladım. Görünmeyen mikroplar da önemliymiş. Artık biliyorum: Temiz eller sağlıklı yaşamın anahtarıdır.

Öğretmen Baykuş memnuniyetle gülümsedi.

Aferin Minik. Öğrenmek güzeldir; öğrendiğini uygulamak daha da güzeldir.

Köyde Temizlik Günü

Minik öğrendiği bu alışkanlığı sadece kendisi için saklamadı. Küçük civcivlere ellerini nasıl köpürteceklerini gösterdi. Tavşan yavrularına yemekten önce sabun kullanmayı hatırlattı. Sincaplara meyve toplamadan önce ve sonra temizliğe dikkat etmelerini anlattı.

Bir süre sonra Hayvanlar Köyü’nde küçük bir temizlik günü düzenlendi. Köy meydanındaki çeşmenin yanına bütün yavrular toplandı. Öğretmen Baykuş meşe ağacının dalındaydı. Kaplumbağa Doktor da yanında duruyordu.

Minik arkadaşlarının önüne geçti ve neşeyle konuştu:

Önce ellerimizi ıslatıyoruz. Sonra sabunla güzelce köpürtüyoruz. Parmak aralarını, tırnak çevresini ve bilekleri unutmuyoruz. En sonunda bol suyla durulayıp temiz havluyla kuruluyoruz.

Pofuduk gülerek dedi ki:

Minik artık temizlik öğretmeni olmuş.

Minik de güldü.

Hayır, sadece sağlıklı kalmayı öğrenen bir eşek yavrusuyum.

Herkes ellerini güzelce yıkadı. Çeşmenin yanında köpükler, kahkahalar ve neşeli sesler vardı. Küçük yavrular sabun köpüklerini izlerken hem eğlendi hem de temizliğin önemini öğrendi.

Zaman geçtikçe köyde güzel bir alışkanlık oluştu. Yavrular oyunlardan sonra ellerini yıkamayı unutmadı. Yemekten önce sabun kullanmak artık herkes için doğal bir davranış oldu. Köy daha sağlıklı, daha düzenli ve daha mutlu bir yer hâline geldi.

Minik ise o günden sonra ne kadar acıkırsa acıksın, ne kadar oyun oynamak isterse istesin, ellerini yıkamadan sofraya oturmadı. Çünkü küçük bir alışkanlığın büyük bir iyilik getirdiğini öğrenmişti.

Bir akşam annesinin yanına oturdu. Temiz ellerine baktı ve gülümsedi.

Anne, iyi ki bana ellerimi yıkamamı söylemişsin.

Annesi sevgiyle cevap verdi:

İyi ki sen de bunu kalbinle öğrenmişsin yavrum.

Minik başını annesinin omzuna yasladı.

Bundan sonra oyundan sonra, yemekten önce ve gerektiğinde ellerimi hep yıkayacağım. Çünkü temiz eller sağlıklı bir yaşamın anahtarıdır.

Ve o günden sonra Minik, Hayvanlar Köyü’nde temiz elleri, neşeli kalbi ve öğrendiğini başkalarına anlatan güzel davranışıyla herkesin sevgisini kazandı.

Gökten üç elma düştü; biri temizliği öğrenen Minik’e, biri ona sabırla öğreten annesine, biri de bu masalı dinleyip ellerini yıkamayı unutmayan çocuklara.

5 Yaş Masalları6 Yaş Masalları7 Yaş MasallarıUyku MasallarıÇocuk Masalları