Mira’nın Mandalina Bahçesi Masalı

Mira Mandalina Bahçesi Masalı Oku
Mira’nın Mandalina Bahçesi Masalı

Bir varmış bir yokmuş… Deniz rüzgârının portakal kokusu taşıdığı küçük bir köyde, merakı gözlerinden taşan Mira yaşarmış. Mira’nın en sevdiği şey, Dede Rıza ile sabahları bahçeye gidip toprağın hâlini dinlemekmiş. Dede Rıza, camiden döner dönmez bastonunu hafifçe yere vurur, “Hadi bakalım, bugün toprak bize ne anlatacak?” dermiş.

Bir sabah Dede Rıza avucunda kâğıda sarılı minik tohumlarla çıkagelmiş. Mira heyecanla sormuş: “Dede Rıza, bugün ne ekeceğiz?” Dede Rıza gülümseyerek cevaplamış: “Bunlar mandalina tohumları. Sevgiyle bakarsak bize şeker gibi mandalinalar verecekler.”

Mira tohumları sanki kırılacakmış gibi dikkatle tutmuş. Toprağa minik yuvalar açmış, tohumları usulca bırakmış, üzerlerini nezaketle kapatmışlar. O günden sonra Mira her sabah bahçeye eğilip fısıldarmış: “Günaydın bebek mandalinalar, büyüyün bakalım.” Güneş yapraklara gülümser, rüzgâr dallara ninni söyler, kuşlar da bu şarkıya eşlik edermiş.

Filizin Sevinci

Günlerden bir gün toprağın ucunda minicik bir yeşil filiz baş vermiş. Mira sevinçle seslenmiş: “Dede Rıza, uyanmışlar!” Dede Rıza’nın gözleri ışıldamış: “Sevgin nefes oldu onlara.” Zaman geçtikçe filiz gövdeye, gövde dallara, dallar da parlak yapraklara dönüşmüş.

Yağmurun Hediyesi

Ertesi sabah bulutlar toplanmış; yağmur camlara pıt pıt vururken Mira dışarı koşmak istemiş. Dede Rıza gülerek, “Bugün bahçe misafir ağırlıyor. Yağmur, tohumların dostudur,” demiş. Mira şaşırmış: “Islanınca üşümezler mi?” Dede Rıza omzuna nazikçe dokunmuş: “Aksine; bulutların gönderdiği yemektir yağmur.”

Yağmur dinince bahçeye çıktıklarında yaprakların üzerinde inci taneleri gibi damlalar parlıyormuş. Mira gülümsemiş: “Dede Rıza, mandalinalar banyo yapmış gibi!” Dede Rıza başını sallamış: “Şimdi daha güçlü olacaklar.” O yağmurdan sonra ağaçlar her zamankinden daha canlı, daha yeşil görünmüş.

Turuncu Gün

Bir sabah dalların ucunda turuncu mandalinalar ışıldamaya başlamış. Dede Rıza dikkatle bir tanesini koparıp kabuğunu incecik soymuş, Mira’ya uzatmış. Mira ilk ısırıkta tatlı suyun yanağına aktığını hissedince sevinçle gülmüş: “Şeker gibi!”

Mira hemen sepetleri hazırlamış: “Toplayalım, köydeki herkese ikram edelim.” Dede Rıza ile birlikte dalları dolaşıp mandalinaları toplamışlar. Kapı kapı gezerek “Buyurun, bizim bahçemizden tatlı mandalinalar,” demişler. Her evde bir gülümseme açılmış, sokaklar mis gibi kokmuş. Mira o gün anlamış ki paylaşılan meyvenin tadı iki kat tatlı olurmuş.

Bahçenin Sırrı

Gün batarken gökyüzü turuncuya boyanmış. Dede Rıza, Mira’nın yanına diz çöküp fısıldamış: “Toprak emeği sever; ama en çok sevgiyle beklenen sabrı. Biraz güneş, biraz yağmur, bir de iyi bir söz… Hepsi meyveye döner.”

Mira sepetten son mandalinayı Dede Rıza’ya uzatmış: “Demek bahçenin kalbi biziz, değil mi?” Dede Rıza gülümsemiş: “Evet, kalpten bakan göz bereketi görür.”

O günden sonra Mira, her fidanı bir dost gibi kollamış; kuşların şarkısını dinlemiş, yağmurun ritmine saygıyla eşlik etmiş. Mandalina bahçesi yalnızca meyve değil; köye birlik, paylaşma ve şükür de getirmiş. Ve masal burada, turuncu bir gün batımının sıcaklığında tatlı tatlı bitmiş.

1 Yaş Masalları2 Yaş Masalı3 Yaş Masalları4 Yaş Masalları5 Yaş Masalları6 Yaş MasallarıÇocuk Masalları