Uzak bir vadide her sonbahar en güzel nar seçilirdi. Yalnız kabuk değil, narın içindeki iyi niyet ışığı da görülürdü. Bu yıl yarışmanın en genç katılımcısı, on yaşındaki Sunaydı.
Annesi ağacı dikerken kulağına fısıldamıştı:
— Suna, nar ağacı iyi niyet görürse ışığını açar.
Suna o günden beri ağacına su verirken şarkı söyler, kuruyan yaprakları tek tek toplar, rüzgâr çıkınca dalları usulca okşardı.
O yıl ağaç tek nar verdi. Büyük, ağır, kıpkırmızı… Suna dokununca içinden sıcaklık geçti.
— Sanki nefes alıyor…
Babası gülümsedi:
— Az olur, öz olur. Belki de bu nar bir şey saklıyordur.
Gece Konuşan Nar
Yarışmaya günler kala, sessiz bir gecede nar kendi kendine kıpırdadı.
— H… hey! Kımıldadın mı sen?
Narın içinden ince bir ses geldi:
— Sakin ol küçük kız… Işığımı hazırlıyorum. Ben Nar Tanesi’nin Kalp Işığıyım.
Suna duyduklarına inanamadı.
— Bir nar konuşuyor!
— Her şey mümkün. Yeter ki iyi niyetle bak. Ama içeride bir sorun var: Karanlık Çizik… Işıkları birbirinden ayırıyor. Büyürse nar kararır.
Narın İçine Yolculuk
— Peki, ben bir narın içine nasıl girerim?
— Gözlerini kapa ve dile: “İyi niyet ışığını kurtarmak istiyorum.”
Suna dedi. Kırmızı bir ışıltı etrafı sardı; gözünü açtığında, narın içinde cam gibi parıldayan koridorlar gördü. Taneler yıldızlar gibi ışıldıyordu.
Kalp Işığı bir kıvılcım gibi yol gösterdi.
— Karanlık Çizik ileride. Korkarsan büyür, cesur olursan küçülür.
Koridor giderek gölgeye döndü; en sonunda donmuş bir şimşek gibi kara bir yarık belirdi.
— Neden geldin çocuk? — diye hırladı Çizik.
— Işığı geri almak için.
— Ben karanlığım. Var olmak için ışığı söndürmem gerek.
Kalp Işığı fısıldadı:
— İçindeki ışığı ona göster.
Suna elini yarığa uzattı.
— Karanlık da önemlidir; yıldızlar onda görünür. Ama her şeyi yok edersen seni kimse göremez. Işığın yanında dur; onu tüketmeden…
Yarık titredi; siyah duman olup narın tanelerine karıştı. Koridor yeniden parladı.
Kalp Işığı Geri Dönüyor
— Başardık! — diye döndü Kalp Işığı.
Suna kendini odasında buldu; narın kabuğundan yumuşak bir parlama yayılıyordu.
— Teşekkür ederim Suna. Işığım güvende.
Yarışma günü herkes Suna’nın narına bakakaldı. Kabuğu güzeldi ama içi… İçinde gökyüzünün kırmızı yıldızları var gibiydi.
Jüri başkanı fısıldadı:
— Bu nar ışık taşıyor. Birincimiz Suna!
Masalın Kıvılcımı
Suna narını göğsüne bastırdı: “Küçücük bir nar tanesi bile ışık taşıyorsa, kalplerimizdeki ışık kim bilir ne kadar güçlüdür.”
O günden sonra vadide bir gelenek daha doğdu: Narı büyüten eller, önce iyi niyetle birbirine dokunur oldu. Çünkü ışık, paylaşınca çoğaldı.
