Bir varmış, bir yokmuş… Gökyüzünün pırıl pırıl parladığı, rüzgârın yapraklarla oyun oynadığı huzurlu bir orman varmış. Bu ormanda tüm hayvanlar birbirine saygı duyar, kimse kimseye kötü söz söylemezmiş. Ormanın en sevilenlerinden biri de Nazik Tavşan Tofi’ymiş.
Tofi, pamuk gibi beyaz tüyleri ve masmavi gözleriyle ormanda herkese neşe saçarmış. Her sabah erkenden kalkar, komşularına gülümseyerek “Günaydın!” dermiş. En çok da küçük sincabı görünce, “Günaydın Susi! Harika bir gün dilerim!” demeyi hiç aksatmazmış. Susi de her defasında tebessüm edip, “Teşekkür ederim Tofi! Senin sayende günüm güzel başladı!” dermiş.
Tofi’nin ağzından kötü bir söz duyan olmamış. Ormandaki herkes onun kibar ve düşünceli tavırlarını örnek alırmış. Ama bir sabah, Tofi biraz telaşla uyanmış. Çünkü en sevdiği havuç bahçesini sulamayı unutmuş! Panikle evinden fırlamış, eline kovayı alıp koşarken bir anda “Pat!” diye bir ses duymuş. Kova devrilmiş, su her yana yayılmış. Karşısında Sincap Susi duruyormuş ve yere saçılmış fındıklarını toplamaya çalışıyormuş.
“Ah Tofi!” demiş Susi üzülerek. “Bütün fındıklarım ıslandı!”
Tofi hemen “Özür dilerim Susi, istemeden oldu!” demiş ama telaşla koşmaya devam etmiş. Çünkü hâlâ bahçesini sulaması gerekiyormuş.
Akşam olduğunda Tofi’nin içi rahat etmemiş. “Ben özür diledim ama Susi’ye gerçekten yardım etmedim…” diye düşünmüş. Ertesi sabah erkenden kalkıp bir sepet dolusu taze havuç toplamış. Sepetin üzerine minik bir not iliştirmiş:
“Sevgili Susi, dün seni üzdüğüm için üzgünüm. Bu havuçlar benim en tatlılarım. Arkadaşlığın için teşekkür ederim.”
Susi sabah kapısının önünde sepeti görünce sevinçten gözleri parlamış. “Ne güzel bir sürpriz!” demiş gülümseyerek. Koşup Tofi’nin yanına gitmiş: “Tofi! Havuçlar için teşekkür ederim. Sen bana gerçek nezaketin ne olduğunu hatırlattın!”
O günden sonra ormanda her şey değişmiş. Hayvanlar Tofi’nin hem sözlerini hem davranışlarını örnek almaya başlamış. Bir kuş yere düşünce sincabın biri yardım etmiş, tilki yavrusu elmasını paylaşmış, hatta tembel ayı bile teşekkür etmeyi öğrenmiş. Tofi artık yalnızca en kibar tavşan değil, iyiliği yayan bir dost olarak tanınmış.
Ve o günden sonra, ormanda her “lütfen” ve “teşekkür ederim” sözü, dallarda açan bir çiçek gibi çoğalmış. Ay ışığı ağaçların arasından süzülürken rüzgâr, ormanın kalbinden hep aynı fısıltıyı taşımış:
“Gerçek nezaket, sadece söylenen değil, yapılan şeydir.”
Nazik Tavşan Tofi’nin Masalı bize hatırlatır ki; bazen en güçlü sihir, bir tebessümle başlayan bir davranıştır.
