Bir varmış bir yokmuş… Uzak olmayan bir köyde, sabahları horoz sesine karışan ince bir rüzgâr eser, akşamları ocakların dumanı göğe usul usul yükselirmiş. Bu köyün kenarında, küçük bir evin arkasında da Ömer’in bahçesi varmış. Bahçe büyük sayılmazmış; ama Ömer’in gönlünde koca bir dünya kadar yer tutarmış.
Ömer, meraklı gözlü, temiz kalpli bir çocukmuş. Her sabah erkenden kalkar, yüzünü yıkar, sonra bahçeye koşarmış. Toprağa dokunmayı sever, yaprakların üzerindeki çiyi inceler, çiçeklerin kokusunu içine çeker, kuşlara sessizce selam verirmiş. Bahçede gül fideleri, birkaç küçük ağaç ve kenarda da nane ile reyhan yetişirmiş.
Annesi bazen kapıdan bakar, Ömer’e seslenirmiş:
– “Ömer, üşütme, üstüne bir şey al.”
Ömer gülümser, elindeki küçük sulama kabını gösterirmiş:
– “Anne, toprak da üşür. Ben ona iyi bakacağım.”
Günler böyle geçerken köyde tuhaf bir kuraklık başlamış. Önce yağmurlar gecikmiş. Sonra dereler cılız akmaya başlamış. Rüzgâr eskisi gibi serin esmez olmuş. Toprak çatlamış, yapraklar solmuş, bahçelerdeki renkler yavaş yavaş sönmüş.
Köylüler çeşmenin başında toplanır, dertleşirlermiş. Ömer de bazen babasıyla birlikte su almaya gidermiş. O günlerden bir gün, yaşlı komşu Hasan Amca başını sallayıp demiş ki:
– “Bu sene toprak bize küstü sanki.”
Başka biri iç çekmiş:
– “Yağmur yok, ekin yok… Bahçe mi kalır böyle?”
Ömer bunları duyunca sessizleşmiş. Çünkü kendi bahçesindeki çiçekler de solmaya başlamış. Toprak, sanki taş gibi sertleşiyormuş. Ömer her sabah yine bahçeye gidiyor, ama sulama kabını dolduracak su bulmakta zorlanıyormuş. Yine de bahçeyi bırakmamış.
Bir sabah Ömer bahçeye gidip toprağın başına çömelmiş. Elini toprak çatlaklarının arasına koymuş, usulca konuşmuş:
– “Ben vazgeçmem. Sen de vazgeçme.”
O sırada köyden geçen birkaç çocuk Ömer’i görüp gülüşmüş:
– “Ömer, boşuna uğraşıyorsun. Çiçekler gitti artık.”
Ömer başını kaldırmış, gözlerini kısmadan cevap vermiş:
– “Gözle görünen her şey hemen düzelmeyebilir. Ama dua hemen başlar.”
Çocuklar omuz silkip uzaklaşmış. Ömer yine toprağı okşamış, sonra iki avucunu birleştirip dua etmiş. Ömer’in duası uzun uzun sözlerden değilmiş. İçten bir niyettenmiş. Kalbinde ne varsa onu söylemiş.
– “Allah’ım, bahçemi yeşert. Köyümüze rahmet gönder. Bize sabır ver.”
Günler ilerledikçe kuraklık ağırlaşmış. Köyün imamı camide konuşmuş, herkesin dua etmesini istemiş. Ömer de o gece babasına sormuş:
– “Baba, dua ettik. Neden hemen yağmur gelmiyor?”
Babası Ömer’in başını okşamış:
– “Dua, kapıyı çalmaktır oğlum. Kapı hemen açılmayabilir. Ama çalmayı bırakmayan, sonunda açılanı görür.”
Ömer bunu duyunca daha da kararlı olmuş. Ertesi sabah bahçeye gitmiş, solan güllerin dibindeki kuru yaprakları toplamış, toprağı hafifçe kabartmış. Su yokmuş ama Ömer, gölge yapması için küçük dallarla toprağın üstünü örtmüş. Sonra evden bir tas su istemiş.
Annesi tası uzatırken şaşkınmış:
– “Ömer, bu suyu içmek için saklıyoruz.”
Ömer tası iki eliyle tutmuş, saygıyla konuşmuş:
– “Anne, bir yudumu bahçeye verelim. Bahçe yaşarsa bize yine nimet olur. İkramı Allah büyütür.”
Annesi bir an durmuş, sonra gözleri dolarak başını sallamış:
– “Peki Ömer. Niye verdiğini biliyorsun.”
Ömer suyu almış. Bahçeye koşmuş, tası toprağın en susuz kalan yerine yavaşça dökmüş. Su toprağa değince sanki toprak derin bir nefes almış gibi olmuş. Ömer o an yüzünde küçük bir sevinç hissetmiş.
Akşam olunca köyün üstüne ağır bir sessizlik çökmüş. Gökyüzü kupkuru, yıldızlar bile sanki uzaktan bakıyormuş. Ömer uyumadan önce pencereden dışarı bakmış, kendi kendine fısıldamış:
– “Sabır, vazgeçmemektir.”
O gece Ömer rüyasında bahçesini görmüş. Bahçenin ortasında bir kapı varmış. Kapının üzerinde “Sabır” yazıyormuş. Kapının yanında da bir kuş durmuş. Kuş Ömer’e bakmış ve demiş ki:
– “Toprak, suyu sever; ama en çok umudu sever.”
Ömer uyandığında kalbi hızlı hızlı atıyormuş. Hemen bahçeye koşmuş. Gökyüzüne bakmış; ufukta incecik bir bulut görünmüş. Çok küçükmüş ama varmış. Ömer sevinçle annesine seslenmiş:
– “Anne, bulut!”
Annesi de dışarı çıkmış, gözlerini kısmış:
– “İnşallah rahmetin habercisidir.”
Ömer buluta bakıp dua etmiş:
– “Allah’ım, rahmetini esirgeme.”
Bulut ağır ağır büyümüş. Rüzgâr yön değiştirmiş. Sonra gökyüzünde başka bulutlar da belirmiş. Köy meydanında insanlar toplanmış. Hasan Amca, başını kaldırıp şaşkınlıkla demiş ki:
– “Şuna bak… Gökyüzü doluyor.”
Derken ilk damla düşmüş. Sonra bir damla daha… Yağmur ince ince başlamış. Toprak kokusu bir anda köyün içine yayılmış. Ömer ellerini açmış, yağmuru yüzünde hissetmiş. Gözleri parlamış.
Yağmur arttıkça bahçedeki kuru çatlaklar yumuşamış. Solmuş yaprakların bazıları sanki yeniden can bulur gibi dikleşmiş. Ömer bahçenin ortasında durup şükretmiş:
– “Allah’ım, şükürler olsun.”
Köylüler Ömer’in bahçesinin başına gelmiş. Çünkü yağmurun ilk canlılığı en çok orada hissediliyormuş. Hasan Amca Ömer’e dönüp demiş ki:
– “Ömer, sen hiç bırakmadın. Biz umudu bazen unutuyoruz.”
Ömer mahcupça gülümsemiş:
– “Ben de zorlandım. Ama duayı bırakmadım. Sabır, beklerken güzel kalmaktır.”
Yağmur o gün uzun sürmüş. Ertesi gün bahçede küçük yeşil uçlar görünmüş. Üç gün sonra güllerin dalında minicik tomurcuklar belirmiş. Bir hafta geçmeden nane ve reyhan yeniden kokmaya başlamış.
Köy halkı cuma günü camide bir araya gelmiş. İmam, rahmet için şükür duası etmiş. Çıkışta çocuklar Ömer’e koşmuş. Daha önce alay eden çocuklardan biri başını eğip söylemiş:
– “Ömer, biz yanlış yaptık. Sen haklıymışsın.”
Ömer onların omzuna dokunmuş:
– “Yanlış değil. Öğrendik. Hepimiz öğreniyoruz.”
O günden sonra Ömer’in bahçesi “Sabır Bahçesi” diye anılmaya başlamış. Köylüler kuraklık zamanında bile umudu hatırlamak için Ömer’in bahçesine bakarmış. Ömer de her sabah bahçeye gider, toprağa selam verir, dua eder, şükredermiş.
Bir gün küçük bir çocuk Ömer’e sormuş:
– “Ömer abi, sabır ne demek?”
Ömer toprağı işaret etmiş:
– “Tohumun içindeki yeşili görmektir. Henüz çıkmasa bile ona inanıp güzel kalmaktır.”
Ve köyde şu söz dilden dile dolaşmış:
– “Dua kapıyı çalar, sabır kapının açılacağı vakti bekler, şükür ise içeri girince kalbi ışıkla doldurur.”
Yazar Gamze burada, sabır, umudu korumak demektir anlamıyla güzel bir hikaye yazıyor. Dua, kalbi güçlendirir. Allah rahmeti dilediği vakit indirir; sabredenler güzelliği görür. Bu anlamla yazılan çocuklar için en güzel sabır masalı olarak google da çok sevilen bir eser olmuştur.
