Perili Köşk Masalı

Perili Köşk Masalı Oku
Perili Köşk Masalı

Kasabanın dışındaki tepelerin ardında, yıllardır kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği eski bir köşk vardı. Gündüzleri bile pencereleri karanlık görünür, gece olunca bazen içeriden ışık sızar gibi olurdu. Rüzgâr esti mi kapılar gıcırdar, çatıda ince ince sesler dolaşurdu. Bu yüzden herkes ona “Perili Köşk” derdi.

Çocuklar okul çıkışında köşkün yakınından geçerken adımlarını hızlandırır, birbirlerine fısıldardı.

— “Geçen gece pencere kendi kendine açılmış!” dedi Can.

— “Ben duydum, içeride biri ‘huuu’ diye bağırıyormuş!” dedi Zeynep.

— “Kesin hayalet var, ben yaklaşmam!” diye ekledi Bora.

Bu konuşmaları dinleyen Ela, gülümseyerek başını salladı. Ela meraklı, dikkatli ve kolay korkmayan bir çocuktu. Duyduğu her şeye hemen inanmazdı.

— “Belki de hayalet yoktur” dedi sakin bir sesle. — “Belki bir sebebi vardır.”

Can gözlerini büyüttü.

— “Ela, sakın deme! O köşke giren çıkamaz diyorlar.”

Ela omuz silkti.

— “Kim demiş? Giden olmuş mu?”

Zeynep fısıldadı.

— “Büyükler diyor. Annem bile korkuyor.”

Ela bir an durdu, sonra kararlı bir şekilde konuştu.

— “Ben gidip bakacağım. Korkunun ne olduğunu öğrenmek için değil… gerçeği öğrenmek için.”

Arkadaşları aynı anda “Olmaz!” diye bağırdı.

— “Tek başına gitme!”

— “Gece sakın!”

— “Ya bir şey olursa?”

Ela, — “Gündüz giderim” dedi ama içinden biliyordu: Köşkün sırrı, gece ortaya çıkıyordu. Yine de kendini tehlikeye atmak istemiyordu. Planını akıllıca yapacaktı.

O akşam güneş batmaya yakınken Ela, evde küçük fenerini buldu. Annesi mutfakta yemek hazırlıyordu.

— “Anne, ben biraz hava alıp geleceğim” dedi.

Annesi gülümseyerek başını salladı.

— “Çok uzaklaşma, tamam mı?”

— “Tamam” dedi Ela ve yola çıktı.

Yokuşu tırmandıkça rüzgar serinledi. Ağaçların yaprakları hışırdadı, uzaklardan bir baykuş sesi duyuldu. Ela fenerini daha sıkı tuttu.

— “Korkuyorsan durabilirsin” diye kendi kendine konuştu. — “Ama merakın daha büyük.”

Köşkün kapısına geldiğinde paslı demir tokmağı gördü. Kapı yarı aralıktı. Ela nefesini tuttu ve kapıyı yavaşça itti.

“Gıcıııırt…”

— “Tam da beklediğim ses” diye fısıldadı. — “Demek kapı çok eski.”

İçeri girince burnuna hafif bir toz kokusu geldi. Koridorda eski bir halı, duvarlarda solmuş tablolar vardı. Fenerin ışığıyla ilerledi. Bir anda üst kattan ince bir ses duydu; sanki biri içini çekiyordu.

Ela durdu.

— “Kim var orada?” diye seslendi.

Bir an sessizlik oldu. Sonra yine aynı ses… Bu sefer daha net: bir ağlama sesi.

Ela’nın kalbi hızlandı ama geri adım atmadı.

— “Eğer biri üzülüyorsa, yardım gerekir” dedi.

Merdivenleri ağır ağır çıktı. Üst katta kapısı aralık bir oda vardı. İçeriden çok zayıf bir ışık geliyordu. Ela kapıyı tıklattı.

— “İçeri girebilir miyim?”

İçeriden yaşlı bir ses duyuldu.

— “Kim o?”

Ela şaşırdı. Bu ses hayalet sesi değildi. Gerçek, insan sesi gibi geliyordu.

— “Ben Ela” dedi. — “Köşkten sesler geldiğini duydum.”

Kapı biraz daha açıldı. Odanın içinde yaşlı bir adam oturuyordu. Üzerinde eski bir hırka vardı. Yüzü yorgun ama gözleri sıcak bakıyordu.

— “Ben Hasan,” dedi adam. — “Korkmadın mı?”

Ela başını iki yana salladı.

— “Biraz heyecanlandım ama… sen hayalet değilsin.”

Hasan amca gülümsedi, ardından derin bir iç çekti.

— “Hayalet değilim. Sadece burada yalnız yaşıyorum. İnsanlar beni hayalet sandı, sonra da hiç gelmedi.”

Ela merakla yaklaştı.

— “Neden burada tek başınasın?”

Hasan amca duvara asılı eski bir fotoğrafa baktı.

— “Bu köşkte eskiden ailemle yaşardım” dedi. — “Sonra herkes şehir dışına gitti. Ben de köşkü bırakmaya kıyamadım. Yaşlanınca da iyice yalnız kaldım.”

Ela kaşlarını çattı.

— “Peki gece ışıklar… sesler… ‘huuu’ gibi şeyler?”

Hasan amca hafifçe güldü.

— “Rüzgâr pencereleri çarpıyor. Kapı gıcırdıyor. Ben de bazen nefes egzersizi yapıyorum, boğazımdan tuhaf ses çıkıyor,” dedi. — “Bir de şarkı söylerim. Sesim yaşlı ya… insanlar korkmuş.”

Ela kahkaha attı.

— “Demek köşkün perisi senmişsin!”

Hasan amca da güldü.

— “Öyle desek daha güzel olur” dedi.

Ela yerdeki sandalyeyi çekip oturdu.

— “Kasabada herkes seni hayalet sanıyor” dedi. — “Ben bunu düzeltirim.”

Hasan amcanın gözleri doldu.

— “Kimse beni görmek istemedi” dedi. — “Sen geldin. Bu bile yeter.”

Ela ciddileşti.

— “Yeter değil. İnsanlar bilsin. Korku büyüdükçe daha çok yanlış anlaşılır.”

O akşam Ela, Hasan amcayla uzun uzun konuştu. Hasan amca çocukluğunu anlattı, eski köşk günlerini anlattı. Ela da okulda olan komik şeyleri anlattı. Zaman nasıl geçti anlamadılar.

Ela kapıdan çıkarken Hasan amcaya döndü.

— “Yarın arkadaşlarımı da getireceğim” dedi. — “Ama sakın korkutucu ses çıkarma.”

Hasan amca gülerek elini salladı.

— “Söz. Bu gece sadece usul usul şarkı söylerim.”

Ertesi gün Ela, okul çıkışı arkadaşlarını topladı.

— “Hadi gelin” dedi. — “Köşkün sırrını göstereceğim.”

Can ürkekçe sordu:

— “Gerçekten güvenli mi?”

— “Güvenli” dedi Ela. — “Korkmayın.”

Köşke geldiklerinde herkes kapıda durdu. Bora fısıldadı:

— “Ben en arkada duracağım.”

Ela gülerek kapıyı açtı. İçeri girdiler. Üst kata çıktılar. Hasan amca kapıda belirdi.

Çocuklar bir an dondu.

Hasan amca yumuşak bir sesle konuştu.

— “Hoş geldiniz” dedi. — “Ben Hasan. Hayalet değilim.”

Can utana sıkıla yaklaştı.

— “Biz… şey… çok korkmuştuk” dedi.

Zeynep de ekledi:

— “Meğer kimse seni tanımıyormuş.”

Hasan amca başını salladı.

— “Bazen insanlar bilmediği şeyden korkar” dedi. — “Ama konuşunca korku küçülür.”

O günden sonra çocuklar her hafta köşke gitmeye başladı. Köylüler de gerçeği öğrenince utandı. Köşkü temizlediler, bahçeyi düzenlediler, kırık pencereleri tamir ettiler. Hasan amcaya yemek getirdiler, sohbet ettiler.

Bir gün Can, Ela’ya dönüp şöyle dedi:

— “İyi ki cesaret etmişsin” dedi. — “Yoksa biz hâlâ hayalet diye korkacaktık.”

Ela gülümsedi.

— “Korku bazen sadece yanlış bir hikayedir” dedi. — “Gerçeği öğrenince her şey değişir.”

Hasan amca da çocukların başını okşadı.

— “Bu köşk artık perili değil” dedi. — “Bu köşk artık dostluk köşkü.”

O günden sonra kasabada kimse “Perili Köşk” demedi. Herkes orayı, içindeki sıcak sohbetler ve kahkahalarla hatırladı. Ela da her geçtiğinde içinden aynı şeyi düşünürdü:

— “Cesaret, bir kapıyı açmakla başlar. İyilik ise o kapıdan içeri girmekle.”

Şimdi burada asıl bilmediğimiz şeyler korkutucu görünebilir. Ama cesaret edip konuşursak, korku yerini dostluğa bırakır. Yazar Gamze ile güzel bir çocuk masalı daha okumak için lütfen uygulamamızı takip edin.

Çocuk MasallarıHikaye OkuUyku Masalları