Pony masalı ve eğlenceli bir pony hikayesi arayan çocuklara, Kerem ile küçük Pony’nin sihirli macerası başlıyormuş.
Evvel zaman içinde, çiçek kokulu bir kasabada yaşayan meraklı bir çocuk varmış. Adı Kerem’miş. Kerem’in en büyük hayali, resmini çizdiği ponylardan birini bir gün gerçekten görmekmiş.
Bir sabah yağmurdan sonra gökyüzünde normalden daha parlak bir gökkuşağı belirmiş. Renklerin ucu kasabanın arkasındaki ormana kadar uzanıyormuş. Kerem içinden fısıldamış:
— Bu gökkuşağı… beni çağırıyor sanki.
Çantasına küçük bir sandviç, bir elma ve defterini koyup ormana doğru yürümüş. Ağaçların arasında ilerlerken yerde parlayan renkli tozlar görmüş. Sanki gökkuşağı yere dökülmüş gibiymiş.
Tozları takip edince küçük bir gölün yanına varmış. Tam suya bakarken arkasından hafif bir ses duyulmuş:
— Merhaba Kerem.
Kerem dönünce gözlerine inanamamış. Beyaz tüyleri pırıl pırıl parlayan, yelesi pastel renklerde ışıldayan minicik bir pony duruyormuş.
— Sen… gerçek misin? diye sormuş Kerem.
Pony başını eğip gülümsemiş:
— Ben Pony. Yüreğinde inanç taşıyan çocuklar beni görebilir.
Kerem şaşkınlıkla etrafına bakmış:
— Peki neden sadece ben görebiliyorum?
Pony suyu işaret etmiş. Gölün yansımasında kasabanın görüntüsü varmış ama çocuklar sessiz, oyunlardan uzak görünüyormuş.
Pony hafifçe iç çekmiş:
— Son zamanlarda oyunlar azaldı Kerem… Çocuklar gülmeyi unutuyor. Gökkuşağımın ışığı da bu yüzden sönüyor. Bana yardım eder misin?
Kerem hiç düşünmeden:
— Ederim tabii! Ne yapacağız?
Pony heyecanla etrafa bakmış:
— Oyun geri dönerse gökkuşağım da geri döner. Çocuklara yeni bir oyun öğretelim.
Ertesi gün Kerem okul bahçesinde renkli tebeşirlerle yollar, çemberler ve engeller çizmiş. Çocuklara seslenmiş:
— Hadi gelin! “Pony Parkuru” oynayalım! Hepiniz görünmez pony’e binmiş gibi koşun, zıplayın, yarışın!
Önce birkaç çocuk gelmiş, sonra oyun tüm bahçeye yayılmış. Herkes pony’sine bir isim vermiş: Köpük, Parıltı, Ayışığı… Kahkahalar göğe yükselmiş.
Akşam Kerem tekrar ormana gitmiş. Pony göl kenarında bekliyormuş ve yelesi bu kez capcanlı renklerle parlıyormuş.
— Başardın Kerem! Oyunlar geri döndü, ben de gücümü buldum.
Kerem gülümsemiş:
— Ama bunu birlikte yaptık Pony. Sen olmasan kimse böyle bir oyun düşünmezdi.
Pony başını ona doğru uzatmış:
— Unutma Kerem, bir çocuğun hayal gücü gerçek bir sihirdir.
Sonra Pony gökkuşağı ışıklarıyla parlayarak ormanın içine doğru kaybolmuş. Ama giderken fısıldamayı unutmamış:
— Ne zaman gökyüzünde ince bir renk çizgisi görürsen… bil ki ben sana yeniden el sallıyorum.
O günden sonra Kerem’in başlattığı oyunlar kasabayı neşeyle doldurmuş. Çocuklar her yeni oyunda şöyle demiş:
“Bu Pony’nin hediyesi!”
