Mahallede Ramazan başladığında herkes bunu hemen anlarmış. Pencerelerde ışıklar daha erken yanar, mutfaklardan mis gibi yemek kokuları yükselir, çocuklar ise akşam olunca gökyüzüne bakıp iftar saatini beklerlermiş.
Bu mahallede yaşayan en meraklı çocuklardan biri Emir’miş. Emir her şeyi öğrenmek ister, duyduğu her yeni şeyi uzun uzun düşünürmüş.
Bir gün annesi mutfakta hurmaları tabağa dizerken Emir yanına yaklaşmış:
— “Anne, herkes neden bu ay daha mutlu?”
Annesi gülümsemiş:
— “Çünkü Ramazan ayı geldi” demiş. — “Bu ayda insanlar daha sabırlı olur, daha çok paylaşır.”
Emir kaşlarını çatmış:
— “Oruç tutmak zor değil mi?”
Annesi yanına oturmuş:
— “Oruç sadece aç kalmak değildir” demiş. — “Kendini tutmayı, başkasını düşünmeyi öğrenmektir.”
Emir biraz düşünmüş:
— “Ben de tutabilir miyim?”
Babası gülerek konuşmuş:
— “Elbette. Ama önce sahura kalkmayı öğrenmelisin.”
O gece Emir erkenden yatmış. Çünkü ilk kez sahura kalkacakmış.
Gece annesi onu uyandırmış:
— “Emir, sahur vakti.”
Emir uykulu gözlerle mutfağa gelmiş. Masada peynir, zeytin, yumurta ve ekmek varmış.
— “Bunlar bana güç verecek mi?”
Babası başını sallamış:
— “Evet. Sahur, gün boyu dayanmak içindir.”
Yemek bitince annesi:
— “Şimdi niyet edelim” demiş.
Emir kalbinden geçirmiş:
— “Bugün sabırlı olacağım.”
Sabah okula gittiğinde Emir kendini güçlü hissediyormuş. Ama öğlene doğru karnı acıkmaya başlamış.
Arkadaşı yanına gelmiş:
— “Ben çok acıktım” demiş.
Emir derin nefes almış:
— “Akşam iftara az kaldı. Dayanalım.”
Öğretmeni derste Ramazan’ı anlatmış:
— “Oruç tutan çocuklar daha dikkatli olur. Kimseyi üzmez, kavga etmez.”
Emir bunu duyunca mutlu olmuş.
— “Ben iyi çocuk oluyorum” diye düşünmüş.
Akşamüstü mahallede hareket başlamış. Anneler yemek hazırlıyor, babalar sofraları kuruyormuş.
Emir masaya tabakları dizmiş:
— “Bugün ben yardım edeceğim.”
Güneş batarken herkes pencereye yönelmiş. Birden uzaktan bir ses duyulmuş:
BOOM!
Ramazan topu patlamış.
Babası:
— “İftar vakti” demiş.
Herkes dua etmiş. Emir ilk hurmasını yemiş.
O lokma ona dünyanın en güzel yemeği gibi gelmiş.
— “Bekleyince daha güzel oluyor” demiş.
Yemekten sonra ailece camiye gitmişler. Teravih namazı kılınmış. Emir camideki huzuru çok sevmiş.
Dönüşte babasına sormuş:
— “Ramazan neden insanları değiştiriyor?”
Babası cevap vermiş:
— “Çünkü insanlar başkalarını hatırlıyor.”
Ertesi gün annesiyle birlikte ihtiyaç sahibi bir komşuya yemek götürmüşler.
Komşu teyze dua etmiş:
— “Allah sizden razı olsun.”
Emir’in kalbi sıcacık olmuş.
— “Yardım etmek de çok güzelmiş” diye düşünmüş.
Günler geçmiş. Emir artık sahura kendi kalkıyor, iftarı sabırla bekliyormuş.
Oruç tutmayı öğrenmiş. Kötü söz söylememeye dikkat ediyormuş.
Bir gün annesine demiş:
— “Artık daha sabırlıyım.”
Annesi gülmüş:
— “Ramazan seni büyütmüş.”
Sonunda Ramazan bitmiş. Bayram gelmiş.
Emir yeni kıyafetlerini giymiş. Büyüklerin elini öpmüş. Şeker toplamaya çıkmış.
Her kapıda gülümseyen insanlar varmış.
— “Bayramın mübarek olsun” demişler.
Akşam annesine sarılmış:
— “Ramazan çok güzeldi” demiş.
Annesi cevap vermiş:
— “Kalbinde yaşarsan hep güzel olur.”
O günden sonra Emir her Ramazan’ı dört gözle beklermiş.
Mahalledeki çocuklara hep şunu söylermiş:
— “Oruç aç kalmak değil, iyi insan olmaktır.”
Yazar Gamze bu masalı yazarken çocuklara şunu anlatır; Ramazan sabır, paylaşma ve iyilik ayıdır. Oruç insanı hem güçlendirir hem güzelleştirir.
