Uzak dağların ardında, kimsenin tam olarak yerini bilmediği gizemli bir orman vardı. Bu ormana Rüya Ormanı denirdi. Çünkü buraya yolu düşen çocuklar, geceleri en güzel rüyaları görürdü. Ama Rüya Ormanı’nı herkes göremezdi; sadece kalbi temiz, hayal kurmayı seven çocuklara açılırdı.
Bir akşam küçük bir kasabada yaşayan Deniz adında bir çocuk, yatağına uzanmıştı. Gözlerini kapatmıştı ama bir türlü uyuyamıyordu.
— “Keşke güzel bir rüya görebilsem” diye fısıldadı.
Tam o anda pencereden içeri yumuşak bir ışık süzüldü. Oda birden parladı. Deniz şaşkınlıkla gözlerini açtı. Karşısında minik, parlayan bir kelebek vardı.
— “Ben Rüya Rehberi’yim” dedi kelebek.
— “Seni Rüya Ormanı’na götürmeye geldim.”
Deniz heyecanlandı.
— “Gerçekten mi?” dedi.
— “Ama ben hiç oraya gitmedim.”
Kelebek gülümsedi.
— “Hayal kurmayı bilen herkes gidebilir” dedi.
Bir anda Deniz kendini yumuşacık çimenlerin üzerinde buldu. Gökyüzü mor ve mavi renklerle parlıyordu. Ağaçların yaprakları yıldız gibi ışıldıyordu.
— “Burası… çok güzel” dedi Deniz hayranlıkla.
Rüya Ormanı sessizdi ama korkutucu değildi. Her yer huzur doluydu. Yürürken konuşan bir tavşan gördü.
— “Hoş geldin” dedi tavşan.
— “Buraya gelen herkes kalbindeki iyiliği bulur.”
Biraz ileride şarkı söyleyen kuşlar vardı. Deniz sesi dinledikçe içi rahatladı.
— “Burada herkes mutlu gibi” dedi.
Kelebek kanatlarını hafifçe oynattı.
— “Çünkü burada kimse kimseyi kırmaz” dedi.
Derken Deniz büyük bir ağacın önünde durdu. Bu ağacın gövdesi altın gibi parlıyordu. Dallarında yüzlerce küçük ışık vardı.
— “Bu ne ağacı?” diye sordu.
— “Bu Rüya Ağacı” dedi kelebek.
— “Her ışık bir çocuğun güzel düşüncesidir.”
Deniz dikkatle baktı.
— “Benim ışığım var mı?” diye sordu.
Ağaç hafifçe parladı. Küçük bir ışık belirdi.
— “Var” dedi kelebek.
— “Çünkü sen iyi bir kalbe sahipsin.”
Deniz çok mutlu oldu. Tam o sırada küçük bir sincap koşarak geldi.
— “Sorun var!” diye bağırdı.
— “Rüya Bulutu kayboldu!”
Kelebek endişelendi.
— “Rüya Bulutu olmazsa çocuklar kötü rüyalar görür” dedi.
Deniz hemen atıldı.
— “Ben yardım ederim!”
Kelebek gülümsedi.
— “Cesaretin çok güzel” dedi.
Birlikte ormanın derinliklerine gittiler. Sisli bir bölgede karanlık bir taş gördüler. Rüya Bulutu bu taşın arkasına sıkışmıştı.
Bulut üzgündü.
— “Korktum” dedi.
— “Kimse beni sevmiyor sandım.”
Deniz yanına yaklaştı.
— “Yanılıyorsun” dedi.
— “Herkes sana ihtiyaç duyuyor.”
Bulut yavaşça parladı.
— “Gerçekten mi?”
— “Evet” dedi Deniz.
— “Çünkü sen olmadan güzel rüyalar olmaz.”
Bulut sevinçle havalandı.
— “Teşekkür ederim” dedi.
Rüya Ormanı yeniden aydınlandı. Ağaçlar parladı, kuşlar şarkı söyledi. Kelebek Deniz’e döndü.
— “Görevini tamamladın” dedi.
Deniz biraz üzüldü.
— “Gitmek istemiyorum” dedi.
— “Ama burası her gece seni bekler” dedi kelebek.
Bir anda Deniz kendi yatağında uyandı. Güneş doğuyordu. Ama içi hâlâ sıcacıktı.
— “Rüya Ormanı gerçekti,” diye fısıldadı.
O günden sonra Deniz her gece güzel düşüncelerle uyudu. Çünkü biliyordu ki: iyi kalpli olan herkes Rüya Ormanı’nın bir parçasıdır.
Bu masalda anlatılmak istenen, güzel rüyalar, temiz kalplerden doğar. İyilik, cesaret ve hayal gücü insanı her zaman mutlu eder. O yüzden yazar Gamze tarafından yazılan bu masal çocuklar için hayatta önemli yer alır.
