Shrek Masalı

Shrek Masalı Resmi
Shrek Masalı

Bataklığın sabahı her zamankinden sessizdi. Sazlıklar kıpırdamıyor, kurbağalar şarkı söylemiyor, suyun üstündeki nilüferler bile uykulu görünüyordu. Shrek, evinin önündeki tahta basamağa oturmuş, bu tuhaf sessizliği dinliyordu.

Normalde bu saatlerde Eşek uzaktan bağırarak gelir, daha kapıya varmadan üç ayrı konu anlatırdı. O sabah ise önce rüzgâr geldi, sonra çalıların arasından parlak bir ışık süzüldü.

Shrek gözlerini kıstı.

“Bataklıkta parlayan bir şey varsa ya ateş böceğidir ya da başıma iş açacak yeni bir macera.”

Tam o anda Eşek koşarak göründü. Nefes nefese kalmıştı ama konuşmak için yine de gücü vardı.

“Shrek! Shrek! Gökyüzünden bir şey düştü. Yıldız gibi ama yıldız değil, taş gibi ama taş değil, tatlı gibi de değil çünkü tadına bakmadım. Bakmak istedim ama Fiona ‘sakın’ dedi.”

Shrek kaşını kaldırdı.

“İyi ki demiş.”

Fiona da hemen arkasından geldi. Elinde küçük, altın renkli bir tohum vardı. Tohumun içinden sıcak bir ışık yayılıyor, etrafındaki çamur bile daha parlak görünüyordu.

“Bu bir Dilek Tohumu,” dedi Fiona. “Eski masallara göre sadece gerçek bir dilekle toprağa ekilirse büyür. Ama dilek bencilce olursa solar.”

Eşek heyecanla öne atıldı.

“Benim dileğim hazır. Sonsuz waffle, yanına bal, yanında biraz reçel, üstüne de küçük bir peynir tabağı.”

Shrek başını salladı.

“Eşek, o dilek değil. O kahvaltı listesi.”

Eşek biraz düşündü.

“Doğru. Ama kalbim de kahvaltıya yakın duruyor olabilir.”

Fiona gülümsedi. Sonra Dilek Tohumu’nu Shrek’e uzattı.

“Tohum bize yolu gösterecek. Sanırım bataklığın neden sessizleştiğini de böyle anlayacağız.”

Tohum Shrek’in avucunda parladı. Işığı ince bir çizgiye dönüştü ve bataklığın içlerine doğru uzandı. Üç dost, ışığın peşinden yürümeye başladı.

İlk durak, Sakin Göl’dü. Bu göl bataklığın en berrak yeriydi. Fakat o gün su bulanık, kıyıdaki taşlar renksizdi. Gölün kenarında küçük bir kaplumbağa durmuş, suya bakıyordu.

Fiona diz çöküp sordu:

“Neden üzgünsün küçük dost?”

Kaplumbağa başını kaldırdı.

“Herkes benden hızlı. Oyunlar başlıyor, ben yetişene kadar bitiyor. Ben de keşke başka biri olsam diye diledim.”

Shrek kaplumbağanın yanına oturdu. Kocaman gövdesiyle yere çökünce su hafifçe dalgalandı.

“Ben de uzun süre başka biri olsam daha kolay olur sanmıştım,” dedi. “Ama sonra anladım. İnsan kendini değiştirerek değil, kendini kabul ederek rahatlar.”

Eşek başını salladı.

“Ben de bazen daha az konuşan biri olmayı düşündüm. Sonra bunun dünyaya haksızlık olacağına karar verdim.”

Fiona kaplumbağaya gülümsedi.

“Yavaş olman kötü değil. Sen herkesin kaçırdığı küçük güzellikleri görüyorsun. Belki oyunlar senin hızına da yer açmalı.”

Kaplumbağanın yüzü aydınlandı.

“Yani benim de oyunda yerim olabilir mi?”

“Olmalı,” dedi Shrek. “Yoksa o oyun eksik kalır.”

Kaplumbağa gülümsediği anda göl berraklaştı. Dilek Tohumu hafifçe parladı ve ışık yolu ikinci durağa uzandı.

Bu kez Gülmeyen Köprü’ye geldiler. Köprü iki küçük tepeyi birbirine bağlıyordu. Eskiden bu köprüden geçen herkes bir şaka yapar, karşıya gülerek varırdı. Şimdi köprünün ortasında gri bir sis vardı.

Köprünün bir ucunda sincap, diğer ucunda küçük bir baykuş duruyordu. İkisi de birbirine bakmıyordu.

Fiona hemen anladı.

“Burada söylenmemiş bir söz var.”

Sincap başını eğdi.

“Baykuşun gözlüğünü sakladım. Şaka olsun istemiştim.”

Baykuş kırgın bir sesle konuştu.

“Ben de ona çok kızdım. Bir daha konuşmayacağımı söyledim.”

Shrek köprünün başında durdu.

“Şaka, herkes gülebiliyorsa şakadır. Birinin kalbi kırılıyorsa artık o şaka değildir.”

Eşek ciddi görünmeye çalıştı.

“Ben de bazen çok konuşuyorum. Shrek’in yüzüne bakınca bazı cümleleri yutmayı öğreniyorum. Gerçi kolay değil, çünkü cümleler içeride sıraya giriyor.”

Baykuş istemeden gülümsedi. Sincap da cesaretini topladı.

“Gözlüğünü sakladığım için özür dilerim. Seni üzmek istemedim.”

Baykuş kanatlarını indirdi.

“Ben de öfkeyle çok sert konuştum. Özür dilerim.”

İki dost köprünün ortasında buluştu. Sis dağıldı. Köprünün taşları yeniden renk kazandı. Dilek Tohumu bu kez daha sıcak parladı.

Shrek derin bir nefes aldı.

“Demek gerçek mutluluk bazen bir özür kadar yakın.”

Eşek hemen ekledi:

“Ve bazen bir gözlük kadar kaybolabilir.”

Fiona gülerek başını salladı.

Işık yolu son kez uzadı. Üç dost bataklığın en yüksek yerine, Kalp Tepesi’ne çıktı. Tepeden bütün bataklık görünüyordu. Shrek’in evi, sazlıklar, göl, köprü ve ağaçların arasında kıvrılan küçük yollar ay ışığı gibi parlıyordu.

Tepenin ortasında küçük bir toprak çukuru vardı. Dilek Tohumu oraya ekilmek istiyor gibiydi. Shrek tohumu toprağa bırakacakken ışık birden azaldı.

Eşek telaşlandı.

“Hayır hayır, şimdi sönme. Daha dilek kısmına yeni alışıyordum.”

Fiona sessizce tepenin kenarını işaret etti. Orada minicik bir gece kuşu duruyordu. Kanatları gümüş gibi, sesi ise fısıltı kadar inceydi.

Gece kuşu çekinerek konuştu.

“Tohum gerçek dileği duymadan büyümez.”

Shrek ona yaklaştı ama korkutmamak için diz çöktü.

“Peki gerçek dilek ne?”

Gece kuşu cevap verdi:

“Herkes bir şey ister. Ama kalbin gerçekten neye ihtiyaç duyduğunu söylemek cesaret ister.”

Eşek önce konuşacak gibi oldu, sonra durdu. Bu kez gerçekten düşündü.

“Ben çok şey isterim. Waffle isterim, şarkı söylemek isterim, herkes beni dinlesin isterim. Ama galiba en çok, dostlarımın benden sıkılmadığını bilmek isterim.”

Shrek ona baktı. Yüzünde yumuşak bir gülümseme vardı.

“Senden bazen yoruluyorum. Ama sıkılmıyorum.”

Eşek’in gözleri parladı.

“Bu benim için çok güzel ama biraz karışık bir iltifat.”

Fiona konuştu.

“Benim dileğim, sevdiklerimin kendi gibi kalabilmesi. Kimsenin güçlü görünmek için kalbini saklamaması.”

Dilek Tohumu hafifçe parladı.

Sıra Shrek’e geldi. Shrek uzun süre sustu. Bataklığına baktı, evine baktı, Fiona’ya ve Eşek’e baktı.

“Ben eskiden yalnız kalırsam daha mutlu olurum sanıyordum,” dedi sonunda. “Çünkü kimse yaklaşmazsa kimse beni incitemez diye düşündüm. Ama şimdi anladım. Benim gerçek dileğim, sevildiğim yerde kendim gibi kalmak.”

Tohum altın gibi parladı. Shrek onu toprağa bıraktı. Fiona üstünü nazikçe kapattı. Eşek de küçük bir yapraktan su döktü.

Toprak titredi. Önce ince bir filiz çıktı, sonra filiz büyüdü. Yaprakları kalp şeklinde, dalları ay ışığı gibi parlak bir ağaca dönüştü. Ağacın ışığı bütün bataklığa yayıldı.

Kurbağalar yeniden şarkı söylemeye başladı. Sakin Göl parladı. Gülmeyen Köprü’nün taşlarında küçük çiçekler açtı. Kaplumbağa kendi hızıyla gururla yürüdü. Sincap ve baykuş yan yana oturdu.

Gece kuşu kanatlarını açtı.

“Dilek Ağacı büyüdü. Çünkü dileğiniz sahip olmak için değil, sevmek ve anlaşılmak içindi.”

Eşek duygulanıp burnunu çekti.

“Ben ağlamıyorum. Gözüme dostluk kaçtı.”

Shrek hafifçe güldü.

“Bu sefer inanıyorum.”

Fiona, Dilek Ağacı’nın ışığına baktı.

“Gerçek mutluluk gerçekten kalpte saklıymış. Ama onu bulmak için bazen dostlarınla yola çıkman gerekiyor.”

O akşam bataklıkta küçük bir kutlama yapıldı. Shrek çamurlu gözleme hazırladı. Eşek, yemeğin adını üç kez değiştirip her seferinde daha iştahlı anlattı. Fiona ise Dilek Ağacı’nın altına küçük taşlardan bir halka yaptı.

Gece olduğunda ağaç yumuşak bir ışıkla parladı. Bataklıktaki herkes o ışığa bakınca kendi içindeki güzel dileği hatırladı.

Shrek, evinin kapısında durup bataklığa baktı. Artık sessizlik korkutucu değildi. Çünkü bu sessizliğin içinde dostluk vardı, sevgi vardı, anlaşılmış olmanın huzuru vardı.

Eşek yanına gelip sordu:

“Shrek, sence dileğim gerçekleşti mi?”

Shrek ona baktı.

“Hangisi? Waffle olan mı, dostluk olan mı?”

Eşek düşündü.

“İkisi de önemli ama dostluk olan daha sıcak hissettirdi.”

Shrek gülümsedi.

“O zaman gerçekleşti.”

Fiona da yanlarına geldi.

“Bugün hepimiz öğrendik. Dilekler yolu başlatır, dostluk yolu güzelleştirir, gerçek sevgi ise insanı eve ulaştırır.”

Shrek başını salladı.

“Ve bazen ev dediğin yer, seni olduğun gibi sevenlerin yanıdır.”

Bataklık o geceden sonra daha aydınlık oldu. Dilek Ağacı her zaman parlamadı; sadece biri kalbinden gerçek bir dilek geçirdiğinde yaprakları hafifçe ışıldadı.

Çocuklar bu masalı dinleyince şunu öğrendi: Mutluluk uzak bir yerde saklı değildir. Bazen bir dostun seni dinlemesinde, birinin senden özür dilemesinde, sevildiğini hissettiğin küçük bir anda saklıdır.

Shrek, Eşek ve Fiona’nın kalpte saklı dilek masalı da böylece bataklığın en sevilen hikayelerinden biri oldu.

Fantastik MasallarÇocuk MasallarıHikaye Oku