Bir varmış bir yokmuş… Dağların eteğinde, gökyüzünün her sabah masmavi göründüğü küçük bir kasabada Deniz adında hayal gücü çok geniş bir çocuk yaşarmış. Deniz’in en sevdiği şey resim yapmakmış. Defterleri çizimlerle dolu, kalem kutusu rengârenkmiş.
Deniz okuldan gelir gelmez masasına oturur, yeni hayaller çizmeye başlarmış. Uçan balıklar, konuşan ağaçlar, gülümseyen bulutlar… Hepsi onun defterinde yaşarmış.
Bir gün yağmurlu bir akşamüstü, Deniz odasını toplarken eski bir sandık bulmuş. Sandık, dedesinden kalmışmış. Üzerinde solmuş yıldız desenleri varmış.
Merakla açmış.
İçinden tek bir kalem çıkmış.
Bu kalem diğerlerine hiç benzemiyormuş. Gövdesi altın gibi parlıyor, ucu ise hafifçe ışıldıyormuş.
Deniz fısıldamış:
— “Bu da ne böyle?”
Kalemi eline almış. O anda kalem hafifçe titreşmiş.
Bir ses duyulmuş gibi olmuş:
— “Beni doğru kullananın hayalleri gerçeğe dönüşür.”
Deniz şaşkınlıkla etrafına bakmış.
— “Kim konuştu?”
Ama odada kimse yokmuş.
Deniz bunun hayal olduğunu düşünüp masasına oturmuş. Defterini açmış. Kalemle küçük bir kelebek çizmiş.
Bir anda defterin içi parlamış.
Kelebek kâğıttan çıkıp havalanmış!
Deniz’in ağzı açık kalmış.
— “Gerçek… gerçek oldu!”
Kelebek odada tur atıp pencereye konmuş.
Deniz kalbinin hızlı attığını hissetmiş.
Artık elinde sihirli bir kalem vardı.
Ertesi gün kalemi kimseye göstermemiş. Okuldan sonra hemen eve koşmuş.
Bu kez bir ağaç çizmiş. Elma dolu, büyük bir ağaç.
Çizim bitince bahçede gerçekten bir ağaç belirmiş!
Elmalar mis gibi kokuyormuş.
Deniz sevinmiş ama sonra düşünmüş:
— “Bunu sadece kendim için kullanmamalıyım.”
O gün mahallede üzgün bir çocuk görmüş. Ali adında bir arkadaşı topunu kaybetmiş.
Deniz eve gidip top çizmiş.
Ve top ortaya çıkmış.
Ali sevinçle sarılmış.
— “Nasıl yaptın?”
Deniz gülümsemiş:
— “Biraz hayal ettim.”
Sonra yaşlı komşularına bank çizmiş.
Parkta oturacak yerler belirmiş.
Kuşlar için yemlikler çizmiş.
Mahalle daha güzel olmaya başlamış.
Fakat zamanla Deniz’in içi karışmış.
Bir gün sınavı kötü geçmiş.
— “Keşke öğretmen bana hep yüz verse…”
Sinirle öğretmeni çizmeye başlamış.
Yüzü kızgın, sesi sert bir öğretmen çizmiş.
O anda kalem durmuş.
Işığı sönmüş.
Bir ses duyulmuş:
— “Kalp karardığında sihir susar.”
Deniz korkmuş.
— “Ne yaptım ben?”
Gece boyunca uyuyamamış.
Sabah dedesinin eski defterini bulmuş. İçinde bir not varmış:
“Sihir, iyilikle yaşar. Bencillikle kaybolur.”
Deniz anlamış.
Kalemi yanlış kullanmıştı.
Hemen dışarı çıkmış.
Önce öğretmenine gidip özür dilemiş.
— “Daha çok çalışacağım.”
Sonra arkadaşlarına yardım etmiş.
Yaşlıların poşetini taşımış.
Bahçeleri temizlemiş.
Akşam kalemi eline aldığında tekrar parladığını görmüş.
Deniz gülümsemiş.
— “Geri döndün.”
Bu kez büyük bir şey çizmiş.
Bir “Hayal Parkı”.
Salıncaklar, kaydıraklar, kitap köşeleri, resim alanları…
Park gerçek olmuş.
Tüm çocuklar gelmiş.
Birlikte oynamışlar.
Birlikte çizmişler.
Birlikte gülmüşler.
Deniz artık kalemi her gün kullanmamış.
Sadece gerçekten ihtiyaç olduğunda çizmiş.
Çünkü öğrenmişti:
Sihir kalemde değil, kalpteydi.
Yıllar sonra Deniz büyümüş, ressam olmuş.
Kalem hâlâ sandıktaymış.
Ama artık ona ihtiyacı yokmuş.
Çünkü hayal etmeyi öğrenmişti.
Ve hayal eden herkes, zaten biraz sihirliydi.
En güzel hayaller iyilikle birleşirse dünyayı güzelleştirir. Gerçek sihir, temiz kalpten doğar. Yazarımız Gamze Nur burda en güzel çocuk masalı koleksiyonunu sizler için oluşturdu.
