Tavşan ve Bismillah Masalı

Tavşan ve Bismillah Masalı Resmi
Tavşan ve Bismillah Masalı

Papatya Deresi’nin kenarında, beyaz tüyleri pamuk gibi yumuşacık olan minik bir tavşan yaşarmış. Adı Boncuk’muş. Boncuk çok sevimliymiş ama bir huyu varmış: Ne zaman yeni bir işe başlasa heyecanlanır, acele eder, sonra da mutlaka bir şeyi karıştırırmış.

Bir gün ormanda büyük bir hazırlık başlamış. Akşam olunca bütün hayvanlar “Paylaşma Sofrası” kuracakmış. Herkes sofraya kendi yaptığı güzel bir yiyecek getirecekmiş. Sincap fındık, arı bal, kirpi böğürtlen, kuşlar da tatlı meyveler hazırlayacakmış.

Boncuk ise havuçlu minik kurabiyeler yapmak istemiş. Çünkü ormandaki çocuk hayvanlar onun havuçlu kurabiyelerini çok severmiş.

Sabah erkenden mutfağa koşmuş. Unu, havucu, sütü ve küçük tahta kaşığını masaya dizmiş. Tam unu kaba hızlıca boşaltacakken annesi içeri girmiş.

– Dur bakalım Boncuk. Güzel bir işe nasıl başlanır?

Boncuk patilerini havada tutmuş.

– Hızlı başlanır mı?

Annesi gülümsemiş.

– Hayır minik yavrum. Güzel bir işe önce temiz bir niyetle başlanır. Bismillah dersen kalbin sakinleşir, elin dikkat eder, aklın da yaptığın işe döner.

Boncuk merakla sormuş.

– Bismillah dersem kurabiyeler kendi kendine pişer mi?

– Hayır, demiş annesi. – Bismillah sihirli bir değnek değildir. Sana güzel başlamayı hatırlatan kıymetli bir sözdür. Sonra emek, sabır ve dikkat gerekir.

Boncuk başını sallamış. Derin bir nefes almış ve usulca söylemiş.

– Bismillah. Kalbim iyi olsun, işim güzel olsun.

Bu kez unu aceleyle dökmemiş. Yavaşça kaba koymuş. Havuçları dikkatle eklemiş. Kaşığı hızlı hızlı çevirmek yerine sakin sakin karıştırmış. Hamur yumuşacık olmuş, mutfağa tatlı bir koku yayılmış.

Boncuk sevinçle zıplamak istemiş ama tepsiyi görünce hemen durmuş.

– Zıplarsam hamur dökülür. Önce dikkat, sonra sevinç, demiş kendi kendine.

Annesi onun bu haline çok sevinmiş.

– Aferin Boncuk. Güzel başladın, güzel devam ediyorsun.

Kurabiyeler fırına girince Boncuk pencerenin önüne oturmuş. Dışarıda güneş dalların arasından parlıyor, kuşlar neşeyle ötüyormuş. Bir süre sonra fırından mis gibi havuçlu kurabiye kokusu yükselmiş.

Kurabiyeler pişince annesi onları küçük mavi bir sepete yerleştirmiş.

– Bu sepeti dikkatli taşı. Yolda acele etme.

Boncuk sepeti koluna takmış.

– Merak etme anne. Bu kez önce düşüneceğim.

Boncuk yola çıkmış. Orman yolu o gün çok güzelmiş. Sarı çiçekler açmış, dere şırıl şırıl akmış, kelebekler Boncuk’un önünde dans etmiş. Boncuk sepetten gelen kurabiye kokusunu duydukça daha da mutlu olmuş.

Biraz yürüdükten sonra karşısına iki yol çıkmış. Sağdaki yol kısa ama çamurluymuş. Soldaki yol biraz uzun ama temiz ve güvenliymiş.

Boncuk önce sağdaki yola dönmüş.

– Kısa yoldan gidersem herkesten önce varırım.

Tam koşacakken durup annesinin sözünü hatırlamış.

– Bismillah. Önce bakayım, sonra karar vereyim.

Çamurlu yola dikkatle bakmış. Taşların kaygan olduğunu, küçük ayak izlerinin yana doğru sürüklendiğini görmüş. Sepetiyle oradan geçerse düşebilirmiş.

– Kısa yol her zaman doğru yol değildir, demiş Boncuk.

Temiz yoldan yürümeye başlamış. Biraz ileride incecik bir ağlama sesi duymuş.

– Kim ağlıyor?

Çalıların arasından minik bir kaplumbağa çıkmış. Adı Tırtıl’mış. Sırtında küçük bir yaprak paketi varmış ama paket dikenli bir dala takılmış.

– Paylaşma Sofrası’na nane yaprakları götürüyordum. Paketim takıldı. Çekersem yırtılacak, geç kalacağım.

Boncuk bir an kendi sepetine bakmış. O da geç kalmak istemiyormuş. Ama Tırtıl’ın üzgün gözlerini görünce içi yumuşamış.

– Bismillah. Yardım etmek de güzel bir iştir. Bekle, birlikte çözelim.

Boncuk dalı nazikçe kaldırmış. Tırtıl da paketini yavaşça çekmiş. Yapraklar dağılmamış, paket yırtılmamış.

– Teşekkür ederim Boncuk. Sen olmasaydın hepsi yere düşecekti.

– Ben de eskiden acele ederdim, demiş Boncuk. – Ama bugün önce durup düşünüyorum.

İkisi birlikte yola devam etmiş. Az sonra derenin üstündeki küçük köprüye varmışlar. Fakat köprünün bir tahtası yerinden çıkmış. Su hızlı akıyor, köprü hafifçe sallanıyormuş.

Tırtıl korkmuş.

– Ben buradan geçemem Boncuk. Ya suya düşersem?

Boncuk’un da kalbi hızlı atmış. Sepetteki kurabiyeleri düşünmüş. Sonra köprüye dikkatle bakmış. Kenarda uzun, sağlam bir dal varmış.

– Bismillah. Korksam da dikkatli olabilirim.

Dalı almış, eksik tahtanın yerine dikkatle koymuş. Önce kendi geçmiş. Sonra Tırtıl’a dönmüş.

– Bana bak. Bir adım at, sonra dur. Sonra bir adım daha. Acele yok.

Tırtıl yavaş yavaş yürümüş. Köprü biraz sallanmış ama Boncuk onu cesaretlendirmiş.

– Çok iyi gidiyorsun. Az kaldı.

Tırtıl karşıya geçince sevinçten kabuğunun içine girip çıkmış.

– Başardım!

– Beraber başardık, demiş Boncuk.

Paylaşma Sofrası’nın kurulacağı tepeye vardıklarında hayvanların biraz telaşlı olduğunu görmüşler. Sincap fındıkları sayarken karıştırmış, kuşlar meyveleri yanlış sepete koymuş, arılar bal kavanozunun kapağını açamamış.

Baykuş Dede yüksek bir dala konmuş, sakin bir sesle konuşuyormuş.

– Çocuklar, sofra iyilik için kurulur. Telaşla yapılan işin tadı kaçar.

Boncuk sepetini masaya koymuş. Herkes kurabiyelerin kokusunu alınca yanına toplanmış.

– Boncuk gelmiş!

– Havuçlu kurabiyeler de gelmiş!

Tam o sırada küçük serçe Mini kanat çırparak gelmiş.

– Yardım edin! Yuvamızın yanındaki dal kırıldı. Kardeşlerim çok korkuyor.

Hayvanlar birbirine bakmış. Sofra neredeyse hazırmış. Herkes acıkmış. Boncuk da kurabiyelerini paylaşmak için sabırsızlanıyormuş. Ama Mini’nin sesi titriyormuş.

Boncuk sepetinin kapağını kapatmış.

– Bismillah. Önce korkan kalbe yardım edelim. Kurabiyeler biraz bekleyebilir.

Baykuş Dede gülümsemiş.

– İşte güzel söz şimdi güzel davranış oldu.

Hep birlikte serçenin yuvasına gitmişler. Dal gerçekten gevşemiş. Sincap yukarı tırmanmış, kuşlar küçük dallar getirmiş, Boncuk yerden yumuşak otlar toplamış, Tırtıl da nane yapraklarından birkaçını yuvanın kenarına sermiş.

Kısa sürede yuva güvenli hale gelmiş. Mini’nin kardeşleri sakinleşmiş.

– Teşekkür ederiz, demiş Mini. – Artık korkmuyoruz.

Boncuk’un içi sıcacık olmuş. O an anımsamış: Bir işe güzel sözle başlamak yetmezmiş; o güzelliği davranışa da taşımak gerekirmiş.

Hayvanlar sofraya döndüğünde güneş yavaşça alçalıyormuş. Sofraya bal, meyve, fındık, böğürtlen, nane yaprakları ve Boncuk’un havuçlu kurabiyeleri dizilmiş.

Boncuk kurabiyeleri dağıtmış. Herkes bir ısırık alınca yüzü gülmüş.

– Çok lezzetli! demiş sincap.

– İçinde ne var Boncuk? diye sormuş Mini.

Boncuk gülümseyerek cevap vermiş.

– Havuç var, bal var, biraz un var. Ama en önemlisi sabır, dikkat ve iyilik var.

Baykuş Dede başını sallamış.

– Bismillah demek, kalbe güzel başlamayı hatırlatır. Ama o güzellik sabırla, emekle ve iyi davranışla tamamlanırsa anlam kazanır.

O gün Boncuk ormanın en mutlu tavşanı olmuş. Çünkü sadece kurabiye yapmamış; yardım etmiş, düşünmüş, korkan birini cesaretlendirmiş ve başladığı işi güzelce tamamlamış.

Akşam olunca Boncuk yuvasına dönmüş. Annesi kapıda onu bekliyormuş.

– Günün nasıl geçti minik Boncuk?

Boncuk annesine sarılmış.

– Çok güzel geçti. Bugün şunu öğrendim: Bismillah deyince iş kendiliğinden kolaylaşmıyor. Ama kalbim sakinleşiyor, gözüm doğru yolu daha iyi görüyor.

Annesi onun başını okşamış.

– İşte bugün en güzel dersi öğrenmişsin.

Boncuk yatağına uzanmış. Dışarıda yıldızlar parlıyor, dere usul usul akıyormuş. Gözleri kapanırken gülümsemiş ve fısıldamış.

– Yarın da güzel işlere güzel bir sözle başlayacağım. Bismillah.

O günden sonra Boncuk ne zaman yeni bir işe başlasa önce durur, derin bir nefes alır ve sakin bir kalple söylerdi.

– Bismillah. Kalbim iyi olsun, işim güzel olsun.

Tavşan ve Bismillah Masalı burada bitmiş. Bu masalı dinleyen çocuklar da unutmasın: Güzel bir söz, güzel bir başlangıçtır. Ama o sözü sabır, dikkat ve iyilikle tamamlayan kalp gerçekten ışıldar.

Dini Masallar