Denizin sabahı, gökyüzünün mavisini içine çekmiş gibi pırıl pırıldı. Mercanların arasından incecik ışıklar süzülüyor, yosunlar suyun hafif kıpırtısıyla yavaşça dans ediyordu. O güzel denizde, gülüşü köpükler kadar neşeli bir yunus balığı yaşardı. Adı Momo’ydu.
Momo hızlı yüzmeyi çok severdi ama denizdeki herkes onu sadece hızıyla tanımazdı. Momo’nun asıl güzel tarafı, en karışık anda bile sakin kalabilmesiydi. Bir balık sürüsü yolunu şaşırsa, küçük bir denizatı korksa ya da bir kaplumbağa akıntıya kapılsa, Momo önce derin bir nefes alır, sonra ne yapacağını düşünürdü.
Bir sabah Momo, mercan kayalıklarının yanında baloncuklar çıkararak oyun oynuyordu. Tam o sırada denizin derin tarafından güçlü ama titrek bir ses duydu.
— Momo! Momo, beni duyuyor musun?
Momo hemen sesin geldiği yere döndü. Gelen, büyük yüzgeçleri ve keskin bakışlarıyla tanınan köpek balığı Bex’ti. Normalde herkes Bex’i görünce biraz çekinirdi. Çünkü Bex iri ve ciddi görünürdü. Ama o gün Bex’in gözlerinde korku değil, derin bir endişe vardı.
— Ne oldu Bex? Neden böyle telaşlısın?
Bex çevresine bakındı, sonra sesi kısıldı.
— Yavrum Minik kayboldu. Sabah yanımdaydı. Mercan geçidine kadar birlikte yüzdük. Sonra bir deniz kabuğunun içinden gelen tıkırtıyı duydu ve merak edip uzaklaştı. Döndüğümde yoktu.
Momo’nun neşeli yüzü ciddileşti ama paniğe kapılmadı. Kuyruğunu yavaşça salladı ve Bex’in yanına yaklaştı.
— Onu bulacağız. Ama önce sakin kalmamız gerekiyor. Telaş edersek denizin sesini duyamayız.
Bex kocaman gövdesiyle bir ileri bir geri yüzdü.
— Nasıl sakin kalayım Momo? O daha çok küçük. Akıntıyı tanımaz, karanlık kovuklardan korkar.
Momo yumuşak bir sesle konuştu.
— Korkman normal. Ama Minik’i bulmak için korkunun bizi değil, bizim yolu yönetmemiz lazım.
Bex ilk kez Momo’ya gerçekten dikkatle baktı. Bir yunus balığının bu kadar kararlı konuşmasına şaşırmıştı.
— Peki nereden başlayacağız?
Momo suyun içinde küçük bir daire çizdi.
— Son gördüğün yere gideceğiz. Denizde her şey iz bırakır. Kumda, yosunda, baloncukta, hatta sessizlikte bile.
İkisi birlikte mercan geçidine doğru yüzdü. Yol boyunca küçük balıklar Bex’i görünce kaçıştı ama Momo hemen onları sakinleştirdi.
— Korkmayın, Bex bugün yardım istiyor. Minik’i arıyoruz.
Sarı çizgili bir balık, mercanların arkasından başını uzattı.
— Küçük bir köpek balığı gördüm. Parlak bir deniz kabuğunu takip ediyordu. Gümüş kumların oraya doğru yüzdü.
Bex hemen ileri atıldı.
— O tarafa gidelim!
Momo onu nazikçe durdurdu.
— Hızlı gitmek iyi olabilir ama izleri kaçırırsak daha çok zaman kaybederiz. Birlikte, dikkatli yüzelim.
Bex dişlerini sıkmadı, homurdanmadı. Sadece başını salladı.
— Tamam. Senin dediğin gibi olsun.
Gümüş kumlara vardıklarında deniz tabanı ay ışığı gibi parlıyordu. Kumların üzerinde küçük yüzgeç izleri vardı. Momo izleri dikkatle inceledi.
— Bunlar Minik’in izleri olabilir. Bak, burada bir süre durmuş. Sonra izler birden sağa dönmüş.
Bex’in gözleri büyüdü.
— Sağ tarafta eski mağaralar var. Orası karanlıktır.
Momo sakin kaldı.
— O zaman ona sesimizi duyurmalıyız. Ama bağırarak değil. Karanlıkta yankı korkutabilir.
Momo hafif bir ıslık çıkardı. Bu ıslık, suyun içinde yuvarlanan küçük bir melodi gibi yayıldı. Birkaç saniye sonra uzaklardan ince bir ses geldi.
— Kim var orada?
Bex’in yüzgeçleri titredi.
— Minik! Benim, baban!
Momo hemen fısıldadı.
— Yavaş Bex. Sesini duydu ama korkmuş olabilir.
Bex derin bir nefes aldı.
— Minik, ben buradayım. Momo da yanımda. Seni almaya geldik.
Karanlık mağaranın içinden küçük bir gölge kıpırdadı. Minik, mavi gözleri korkuyla parlayan minicik bir köpek balığıydı. Bir kayanın arkasına saklanmıştı. Yanında da parlak deniz kabuğu duruyordu.
— Baba, ben sadece kabuğun sesine bakmak istedim. Sonra akıntı geldi. Geri dönemedim.
Bex hemen yanına gitmek istedi ama mağaranın girişi dardı. Büyük gövdesiyle içeri girerse taşları oynatabilirdi.
— Momo, ben içeri giremiyorum!
Momo mağaraya baktı. İçerisi dar, sessiz ve biraz karanlıktı. Ama Minik’e ulaşmak mümkündü.
— Ben girebilirim. Sen burada bekle ve sakin kal. Minik senin sakin sesini duyarsa daha cesur olur.
Bex zor da olsa geri çekildi.
— Tamam. Minik, korkma. Buradayım.
Momo mağaraya yavaşça girdi. İçeride küçük baloncuklar taşlara çarpıyor, deniz kabuğu her dalgada tık tık diye ses çıkarıyordu. Momo Minik’e yaklaşırken gülümsedi.
— Merhaba Minik. Ben Momo. Dışarıda baban seni bekliyor.
Minik burnunu dışarı çıkardı.
— Babam kızacak mı?
Momo başını iki yana salladı.
— Baban çok korktu. Kızgın gibi görünüyorsa bile kalbi seni merak ettiği için hızlı atıyor.
Minik gözlerini indirdi.
— Ben sadece merak ettim. Kabuğun içinde deniz şarkı söylüyor sandım.
Momo kabuğa yaklaştı ve kulağını dayar gibi yaptı.
— Aslında çok güzel bir ses çıkarıyor. Ama denizde merak ederken yanında güvendiğin biri olmalı. Merak güzeldir, kaybolmak değil.
Minik hafifçe gülümsedi.
— Dışarı çıkmak istiyorum ama akıntıdan korkuyorum.
Momo kuyruğuyla küçük bir baloncuk yaptı. Baloncuk Minik’in önünde yavaşça yükseldi.
— Şu baloncuğu takip et. Ben yanında olacağım. Acele etmiyoruz.
Minik önce bir adım attı, sonra bir adım daha. Momo onun yanında yüzdü. Mağaranın çıkışına yaklaştıklarında Bex’in sesi duyuldu.
— Minik, çok iyi gidiyorsun. Ben seni görüyorum.
Minik babasının sesini duyunca cesaretlendi. Birkaç saniye sonra mağaradan çıktı. Bex hemen ona sarılmak istedi ama iri yüzgeçlerini dikkatle açtı, Minik’i korkutmadan yanına aldı.
— Seni bulduğuma çok sevindim.
Minik babasına sokuldu.
— Özür dilerim baba. Bir daha haber vermeden uzaklaşmayacağım.
Bex’in sesi yumuşadı.
— Ben de korkunca sesimi yükseltmemeyi öğreneceğim. Bugün Momo bana sakin kalmanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Momo gülümsedi.
— Sakinlik, korkmamak değildir. Korkarken doğru yolu seçebilmektir.
Tam o sırada parlak deniz kabuğu yeniden tıkırdadı. İçinden minicik bir inci yuvarlandı. İnci, suyun içinde mavi bir ışıkla parladı. Minik şaşkınlıkla baktı.
— Bu ne?
Yaşlı bir deniz kaplumbağası, mercanların arasından yavaşça çıktı.
— O, Cesaret İncisi. Onu ancak korkup da sakin kalmayı öğrenenler görebilir.
Bex, Minik ve Momo inciye birlikte baktı. İnci büyülü gibi parlıyordu ama asıl büyü, üçü arasındaki sessiz mutluluktu.
Minik inciyi almak istedi ama Momo ona göz kırptı.
— Bence inci burada kalsın. Başka bir gün başka bir korkmuş kalbe yol gösterir.
Minik düşündü, sonra başını salladı.
— Haklısın. Ben bugün zaten daha güzel bir şey buldum.
Bex merakla sordu.
— Ne buldun?
Minik gülümsedi.
— Babamın sesini, Momo’nun dostluğunu ve sakin kalınca yolun yeniden göründüğünü.
O günden sonra Bex, denizde sadece güçlü bir köpek balığı olarak değil, yavrusunu dinlemeyi bilen bir baba olarak tanındı. Minik artık merak ettiği şeyleri sakince soruyor, tek başına uzaklara gitmiyordu. Momo ise denizin neşeli yunusu olmaya devam ediyordu ama artık yanında yeni dostları vardı.
Bazen sabahları üçü birlikte gümüş kumların üzerinden geçerdi. Momo baloncuklarla oyun yapar, Minik kabuk seslerini dinler, Bex de kocaman gövdesiyle onları sessizce korurdu.
Denizdeki küçük balıklar artık Bex’i görünce eskisi kadar korkmazdı. Çünkü herkes öğrenmişti: Dışarıdan büyük ve ciddi görünen bir kalbin içinde de sevgi, endişe ve dostluk olabilir.
Ve denizin içinde bir gün hafif bir tıkırtı duyarsan, belki de o eski deniz kabuğu yine birine şunu hatırlatıyordur:
— Kaybolduğunda bağırmak değil, sakin kalmak yolu buldurur. Gerçek dost ise seni bulmak için dalgaların arasından bile gelir.
