Zelda masalı, karanlığı kılıçla değil masalla yenen cesur prensesin, çocuklara umut veren özel bir Zelda efsanesi ve unutulmaz bir Zelda hikayesidir.
Bir varmış bir yokmuş… Gökyüzünün mavi tül gibi örtüldüğü uzak bir diyarda, halkın “ışığın kızı” dediği prenses Zelda yaşarmış. Zelda nereye baksa orası biraz aydınlanır, biraz umut dolarmış.
Bir gün sarayın kulesinden göğe bakarken güneşin etrafında dolaşan siyah bir leke görmüş.
— Bu karanlık da ne? diye fısıldamış.
Yaşlı bilge Loran yanına gelmiş:
— Prenses Zelda, Işık Ormanı’nın Kalbi sönüyor. Sönerse çocukların rüyaları bile karanlık olur.
Zelda kararlı bir sesle:
— O halde bekleyemeyiz. Bu, benim gerçek görevim. Bugünden sonra anlatılacak yeni Zelda hikayesi bu olsun, demiş.
Ertesi sabah Zelda, baykuş dostu Miro ve yaramaz peri Fira ile ormana girmiş. Ağaçlar titreyen bir sesle fısıldıyormuş. Zelda eline verilen kristal flütle yumuşak bir melodi çalmış; ağaç gövdelerinde soluk ışık çizgileri belirmiş.
Yosunlarla kaplı taş bir kapının önüne gelmişler. Kapının ortasında soluk bir güneş sembolü varmış.
Miro demiş ki:
— Eski yazılara göre bu kapıyı sadece korkusunu kabul edenler açabilir.
Zelda içini çekmiş:
— Ben karanlıkta yalnız kalmaktan korkarım. Ama çocukların üzülmesinden daha çok korkuyorum.
Bu sözleri duyunca güneş sembolü parlamış, kapı ağır ağır açılmış.
İçeride camdan yapılmış gibi duran bir küre ve içinde sönmek üzere olan sarı bir kıvılcım varmış. Tam o anda karanlık bir gölge belirip tıslamış:
— Ben Unutuş‘um. Masalları silmek, gülüşleri susturmak için buradayım.
Zelda geri adım atmamış:
— Öyleyse seninle kılıçla değil, masalla yarışacağım.
Flütü çalarken masal anlatmaya başlamış:
— Bir çocuk vardı, yağmurda ıslanırken bile gülümserdi. Düştüğünde kalkmayı, ağlayan arkadaşına şemsiyesini paylaşmayı bilirdi…
Her cümlede mağaranın duvarlarındaki gölgeler küçülmüş, Unutuş geri çekilmiş:
— Yeter! Hatıralar beni zayıflatıyor!
Zelda devam etmiş:
— Çocukların gülüşü, uyumadan önce “Bir masal daha” deyişi, hepsi bu kalbin içinde saklı.
Kürenin içindeki kıvılcım birden büyümüş, altın ışık tüm ormanı doldurmuş. Unutuş duman gibi dağılırken fısıldamış:
— Masallar sürdükçe ben asla kazanamayacağım…
Fira sevinçle Zelda’ya sarılmış:
— Karanlığı sözlerinle yendin! İşte gerçek bir Zelda efsanesi!
Miro saygıyla eğilmiş:
— Bu masal, yıllarca çocukların yüreğinde yanacak.
Zelda Kalbe dönüp sakin bir sesle demiş ki:
— Işık, artık yalnız değilsin. Her anlatılan masal, her çocuk gülüşü seni biraz daha güçlendirecek.
O günden sonra ülkede her gece yatakların yanında şu cümleyle başlayan masallar fısıldanır olmuş:
— Bir varmış bir yokmuş, karanlığı masallarla yenen bir prenses varmış; onun adı Zelda‘ymış…
