Zencefilli Kurabiye Adam Masalı

Zencefilli Kurabiye Adam Masalı
Zencefilli Kurabiye Adam Masalı

Bir zamanlar, ormanın kenarında, bacasından incecik duman tüten minik bir evde yaşayan iyi kalpli bir nine ile dede varmış. Çocukları olmadığı için evleri sessiz, akşamları biraz yalnız geçermiş. Nine bu yalnızlığı unutturmak için en çok zencefilli kurabiye yapmayı severmiş.

Soğuk bir kış sabahı nine, koca bir hamur yoğurmuş. Tarçın, bal ve zencefil kokusu tüm evi doldurmuş. Hamurdan kalpler, yıldızlar kesmiş. Sonra içinden bir ses:

“Neden bir de kurabiye çocuk yapmıyorum ki?” demiş.

Elindeki hamurdan küçük bir adam şekli hazırlamış. Yüzüne pudra şekeriyle gülen bir ağız çizmiş, gözlerine iki minik çikolata, göğsüne renkli şeker düğmeler yerleştirmiş. Tepsiyi fırına sürerken gülümsemiş:

— Adın da Zencefilli Kurabiye Adam olsun, demiş.

Fırının içi ısındıkça kokular güçlenmiş. Zaman dolduğunda nine eldivenlerini takıp tepsiyi dışarı çıkarmış. Tam kurabiyeye bakıp “Ne kadar güzel oldun böyle,” diyecekken, kurabiyenin gözleri kıpırdamış.

Zencefilli Kurabiye Adam, bir anda ayağa fırlamış:

— Sıcacık fırından yeni çıktım,
Zencefilim mis gibi koktum.
Beni yemek isteyen çok olur ama,
Koşarsam kimseye yakalanmam!

deyip tepsiden atlamış ve kapıya doğru koşmaya başlamış.

Nine şaşkınlıkla bağırmış:

— Dur biraz! Daha sana isim bile doğru düzgün söyleyemedim!

Ama Zencefilli Kurabiye Adam çoktan kapıdan dışarı fırlamış bile.

Köy Yolunda Koşu

Zencefilli Kurabiye Adam toprak yolda koştururken kendi kendine şarkı söylüyormuş:

— Koş, koş, hızlı koş,
Ufak tefek ama pek hoş.
Nine de gelse, dede de gelse,
Kimse yakalayamaz beni hiç!

Arkasına bakınca ninenin peşinden, bastonunu sallayarak koşan dedeyi görmüş. İkisi de nefes nefese “Dur kurabiyem!” diye sesleniyormuş.

Bir süre sonra yolun kenarında tembel tembel uyuklayan bir kedi görmüş. Kedi, havadaki mis gibi kokuyu alınca gözlerini açmış:

— Miyav… Bu kokuyu boşuna almadım, demiş. Küçücük bir ısırık alsam fena olmaz.

Zencefilli Kurabiye Adam gülerek:

— Sen de gel peşimden, kedi kardeş!
Arkada nine, sonra dede,
Şimdi de kedi katıldı peşime.
Ama şunu sakın unutma,
Ben Zencefilli Kurabiye Adam’ım, kimse bana yetişemez!

diye bağırmış. Kedi de kuyruğunu havaya kaldırıp koşuya katılmış.

Az sonra, tarlada otlayan sakallı bir keçi başını kaldırmış. O da kokuyu duymuş:

— Meeee! Mis gibi kokan bir kurabiye kaçıyorsa, orada ben de olurum, demiş ve koşmaya başlamış.

Artık sırayla şöyleymiş: Önde Zencefilli Kurabiye Adam, arkasında nine, dede, kedi ve keçi… Hepsi telaşla koşuyormuş ama kurabiye adam hep arayı açıyormuş.

Dere Kenarında Düşünce

Bir süre sonra ince, hızlı akan bir derenin kenarına gelmiş. Suya bakmış, yüzündeki gülümseme biraz sönmüş:

“Suya düşersem yumuşar, parçalanırım… Peki ben nereye kadar kaçacağım?” diye düşünmüş.

Arkadan gelenlerin sesleri yaklaşmış. Nine “Yapma kurabiyem, suya atlama!” diye bağırıyormuş. Dede, kedi ve keçi de nefes nefese ona bakıyormuş.

O anda Zencefilli Kurabiye Adam’ın aklına bir soru gelmiş:

“Ben neden bu kadar kaçıyorum? Nine beni sevgiyle yaptı. Dede benimle sohbet etmek istedi. Herkes peşimden koşuyor çünkü kokum güzel. Belki de paylaşmayı denesem, bu kadar yorulmam.”

Derin bir nefes almış, onların üzerine koşmak yerine, bir adım geri çekilmiş. Kollarını iki yana açıp seslenmiş:

— Tamam, artık kaçmayacağım! Ama önce beni dinleyin!

Paylaşılan Bir Kurabiyenin Mutluluğu

Nine ve dede yanına yaklaşmış. Kedi ve keçi de merakla durmuş. Zencefilli Kurabiye Adam konuşmaya başlamış:

— Ben özgür olduğumu sanıp kaçtım. Ama koşarken yalnızdım. Siz ise beni sofranıza, sohbetinize katmak istiyordunuz. Eğer söz verirseniz, beni aceleyle bir lokmada değil, paylaşarak, gülerek ve konuşarak yersiniz… O zaman ben de korkmam.

Nine yumuşak bir sesle:

— Ben seni sadece mutfağımıza neşe getirsin diye yaptım. Bir parçan çayımın yanında, bir parçan dedenin yanında, birkaç kırıntın da kediyle keçiye… Hep birlikte olalım yeter, demiş.

Dede gülümsemiş:

— Kaçan kurabiyeden çok, gönüllü kurabiyeyi severim ben, demiş.

Kedi patilerini ovuşturmuş, keçi sakalını sallamış, hepsi aynı fikirdeymiş: Önemli olan doymak değil, birlikte mutlu olmakmış.

Zencefilli Kurabiye Adam başıyla onaylamış:

— O zaman anlaşalım: Bir parçam ninenin çayına, bir parçam dedenin sohbetine, küçük kırıntılar da kediyle keçiye… Ben de böylece sizin gülüşlerinizde yaşamaya devam edeyim.

Nine dikkatlice onu küçük parçalara bölmüş. Herkes minik bir parça almış. Kimse karnını tıka basa doldurmamış ama herkesin yüzü koca bir gülümsemeyle dolmuş.

O günden sonra, ne zaman evden zencefil kokusu yükselse, nine ile dede şöyle dermiş:

“En güzeli, kaçmadan paylaşılan kurabiyedir. Çünkü asıl tat, birlikte gülünce ortaya çıkar.”

İşte çocuklar, Zencefilli Kurabiye Adam Masalı böylece bitmiş. Koşmaktan yorulan kurabiye, sonunda sevgiyle paylaşılan bir mutluluğa dönüşmüş.

9 Yaş MasallarıÇocuk Masalları